Tıbbi açıdan bakıldığında, bazı kimyevi artıklar ihtiva etse de, içinde mikrop bulunmayan ve "steril bir sıvı" olarak tabir edilen idrarın, dinen necis sayılmasının ve hatta kabir azabına sebep olmasının hikmeti nedir?.. - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Tıbbi açıdan bakıldığında, bazı kimyevi artıklar ihtiva etse de, içinde mikrop bulunmayan ve "steril bir sıvı" olarak tabir edilen idrarın, dinen necis sayılmasının ve hatta kabir azabına sebep olmasının hikmeti nedir?..

Sorunun Detayı
Tıbbi açıdan bakıldığında, bazı kimyevi artıklar ihtiva etse de, içinde mikrop bulunmayan ve "steril bir sıvı" olarak tabir edilen idrarın, dinen necis sayılmasının ve hatta kabir azabına sebep olmasının hikmeti nedir?..
Cevap

İbadet, Allah'ın istediği gibi yapmakdır. Bu nedenle Allah bir şeyi emrederse onu yapmak, yasaklarsa da ondan sakınmak gerekir. Mademki idrarın necis olduğunu ve sakınmamız gerektiğini söylemiş, bize düşen ona uymaktır.

Maddi kilitlerin kendilerine münasip anahtarları olduğu gibi, manevi kilit hükmünde bazı sırların da kendilerine münasip ölçülerde anahtarları vardır. Bu anahtarlar Allah'ın emirleri ve yasaklarıdır.

Kilide göre anahtarı kullanmadınız mı muvaffak olamazsınız. Namaz veya ibadetlerin nasıl yapılması gerektiği, tamamıyla Allah’ın iradesine ve isteğine göre belirleniyor. Bunu bizim sorgulama veya itiraz etmeye değil, hikmetini anlamaya çalışmamız icap etmektedir. Şeriatın iki çeşit hükümleri vardır, şöyle ki:

a. Taabbudi dediğimiz, yani hikmeti bilinmeyen ve tamamıyla Allah’ın emir ve yasağına bakan kurallardır.

b. Makulul mana dediğimiz ilahi emirler veya yasaklarda yatan hikmetlerin araştırılabileceği kısım.

Sizin sorduğunuz soruya bu taraftan da bakalım. Niye sabah namazı dört rekat da on veya yirmi rekat değil? Cevap, Allah emrettiği için. Öğle namazı Allah tarafından on rekat olarak tayin edilmiştir. Bunun hikmetini araştırmak sonuçsuz olacaktır. Çünkü Allah öyle emretmiştir. Ve bunun asıl cevabı budur. Ama bazı şeriat kuralları hikmetle izah edilebilir. Ama hikmetler asıl değildir. Asıl olan Allah’ın emri veya yasaklamasıdır.

Mesela, Allah namazı niye emretmiştir? Buna istediğiniz kadar hatta ciltlerle hikmet ve gaye açısından cevap verilebilir. Niye oruç tutuyoruz; hikmetleri araştırılıp cevap verilebilir. Ama hikmet ve faydalar Allah’ın emri yerine geçemez. Şöyle ki, orucun bir hikmeti insanların aç kalıp, yokluk içerisinde yaşayan insanların halinden anlayıp onlara şefkatle yaklaşmalarını sağlamaktır.

Şimdi birisi bunu esas tutup “Ben daha fazla aç kalıp daha fazla şefkat hissim kabarsın ve fakirlere daha fazla yardımda bulunayım.” diyebilir. İmsak vakti saat 4.00 olduğu halde, bu adam gece saat 11.00’den oruca niyet edip, fakat akşam vaktine beş dakika kala orucunu açsa, orucu geçerli olur mu? Elbette olmaz. Çünkü orucun açılması için belirli bir zaman var ve bu adam daha fazla aç kaldığı halde, oruç tutmuş olmuyor. Yani oruçtan beklenen hikmet daha fazla yerine gelmiş, fakat Allah’ın izin vermediği bir zamanda açtığı için oruç yerine gelmemektedir.

İşte kardeşim, İslam'ın tüm emir ve yasaklarına bu şekilde bakmamız gerekir. Yani Allah böyle emretmiş veya böyle yasakladığı için bunu yapıyoruz. Bunun hikmetleri elbette vardır. Ve bu hikmetler elbette araştırılır. Bu da bir ilim ve ibadettir. Ama hikmetler ve faydalar kesinlikle asıl değil, ayrıntıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

İDRAR...

NECÂSET...

Warning: Table 'yenisis_dr.content_field_yazar' doesn't exist in /home/yenisis/domains/sorularlaislamiyet.com/public_html/m/db/ez_sql_mysql.php on line 204 Warning: Table 'yenisis_dr.term_node' doesn't exist in /home/yenisis/domains/sorularlaislamiyet.com/public_html/m/db/ez_sql_mysql.php on line 204
Sayaç : 1993
Normal sitede gör