Müslüman olarak bildiğimiz bir kimse, "Cennet ve cehennem yoktur, ahirete gidip gelen mi var?.." diyor. Böyle diyen bir kişi dinden çıkar mı? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Müslüman olarak bildiğimiz bir kimse, "Cennet ve cehennem yoktur, ahirete gidip gelen mi var?.." diyor. Böyle diyen bir kişi dinden çıkar mı?

Sorunun Detayı
Müslüman olarak bildiğimiz bir kimse, "Cennet ve cehennem yoktur, ahirete gidip gelen mi var?.." diyor. Böyle diyen bir kişi dinden çıkar mı?
Cevap

Cennet ve cehennem ahiret alemlerinin birer menzilidir. Bu menzillere inanmamak ahirete inanmamak anlamına gelir ki böyle bir inanış insanı kâfir kılar. Ancak dinimizde insanlara hemen kâfir damgası vurmak uygun görülmemiştir. Yeteri derecede bilgi edinmediğinden böyle söylemiş olabilir. İmani durumunu Allah bilir. Böyle bir kişiye ahiretin varlığını anlatmak gerekir.

Anne karnındaki bir bebeğe sormak mümkün olsa ve "dünyaya gönderileceksin" denilse, o da "Dünyaya gidip gelen mi var?" derse, ne kadar abes kaçar bilinir. İnsan için geriye dönme gibi bir durum söz konusu değildir. Ruhlar aleminden anne karnına gelen bir insan tekrar ruhlar alemine, anne karnından dünyaya gelen insan tekrar anne karnına dönemediği gibi, ahirete giden insan tekrar dünyaya dönemez. Çünkü o tekrar dünyaya gönderilmek üzere öldürülmemiştir.

Eğer insanın ahiretten dünyaya yeniden dönmeğe gücü yetseydi, bu gücünü bu dünyada henüz sağ iken, iradesi elindeyken kullanırdı. Meselâ, genç iken ihtiyarlamazdı. İhtiyar ise gençliğe geri dönerdi; ölmezdi.

Çocukluk, gençlik, ihtiyarlık dönemlerinden birisine geçildi mi artık geriye dönülemiyor. Bu yolculuk insan iradesinin dışında cereyan ediyor. İhtiyarlıktan sonra, kabir, mahşer ve mizan safhaları gelecek; bunlara da insan ister istemez uğrayacaktır.

Kaldı ki, zaten ölümle insanın cüzi iradesi bir bakıma son buluyor, her şey İlâhî irade ile gerçekleşiyor. İnsan ahirete gittikten sonra  ne dünyaya dönmeyi irade edebilir ne de buna gücü yeter. Bu açık bir gerçektir. Ancak, söylediğimiz gibi bu gerçeği bilerek saptırmaya çalışıyorlar.

Evet, insan akıl ve mantığının bir hadiseyi halihazır için kabullenip de onu istikbal için inkâr etmesinden daha korkunç bir tezat düşünülemez. Yani aslında ahiretin varlığına delil olarak içinde yaşadığımız hayat kâfidir. İkinci bir hayatın varlığını inkâr edenler, içinde yaşadıkları hayatı inkâr edebilirler mi? Edemezler.

Çünkü; bir kumandanın hiç yoktan bir orduyu toplayıp emri altına alması mı daha kolaydır; yoksa vazifesini öğrenmiş, birbiriyle tanışmış ve istirahat için dağılmış bir orduyu teşkil eden askerleri, tekrar boru sesiyle bir araya getirmesi mi daha kolaydır? Hangisi? Elbette ikincisi.

Bu misal gibi, Rabbimiz bizi yokluk karanlıklarından çıkarıp pırıl pırıl bir alemde hayat dediğimiz nimeti vermiş olduğuna göre, ölünce aynı işin bir kere daha tekrarlanması nasıl imkansız olabilir. Üstelik birincisine göre daha kolay değil midir?

Hem bir yerden veya bir şeyden haber vermek için, o yere gitmek veya o şeyi mutlaka gözümüzle görmek mi gerekir? Astronomi ilmi bize yıldızlardan, galaksilerden, bahsetmektedir. Uzayda hâlâ ışığı bize ulaşamayan nice yıldızlar vardır. Peki buralara kim gidip, kim gelmiştir?

Ahiret, bu dünyadan sonraki menzil olduğuna göre, "Ahiret yoktur." denilebilmesi için, kıyamet ve ötesine gidilecek ve ahiretin olmadığı görülüp tekrar dünyaya dönülecektir ki bu inkâr ispat  edilebilsin...

Sayaç : 4289
Normal sitede gör