Harama bakmanın sorumluluğu nedir? Bulunduğum ortamda kadınlar da var; böyle bir ortamda kendimi günahlardan korumam için ne yapmalıyım? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Harama bakmanın sorumluluğu nedir? Bulunduğum ortamda kadınlar da var; böyle bir ortamda kendimi günahlardan korumam için ne yapmalıyım?

Sorunun Detayı
Harama bakmanın sorumluluğu nedir? Bulunduğum ortamda kadınlar da var; böyle bir ortamda kendimi günahlardan korumam için ne yapmalıyım?
Cevap

"Mü'minlere söyle gözlerini sakınsınlar."(1)

Buradaki "mü'minler" kelimesi geneldir; kadın erkek bütün müslümanları kapsar. Çünkü Kur'an'daki bütün hitaplar umumidir.(2)

"Mü'min kadınlara da söyle gözlerini (yere) indirsinler (erkeklere bakmasınlar), namuslarını korusunlar."(3)

diye ikinci uyarının gelmesini imam Kurtubi şöyle açıklıyor:

"Burada yüce Allah'ın kadınlara özel olarak hitap etmesi te'kid içindir. Çünkü "Mü'minler’e söyle" sözü yeterlidir. Bu kelime âm (genel) bir lafız olup kadın-erkek bütün mü'minleri kapsar."(4)

Zinaya yaklaşmasınlar, namusunu korusunlar ve bir takımları gözleri haramdan sakınma emri yalnızca erkekleri kapsıyor zannetmesinler diye yüce Allah te'kid için ikinci bir hatırlatma yapmıştır.(5)

Peygamber hanımı, Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor:

"Ben ve Meymûne ikimiz birlikte Rasulullah (sav)'in yanındaydık. Yaşlı, âmâ (gözleri görmeyen) bir ihtiyar olan Abdulah ibni Ümmi Mektum bize doğru yöneldi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) bize:
"Kalkın ve hicaplanın (örtünüze bürünün)" dedi. Ben dedim ki:
"Ey Allah'ın Rasulü, o bizi görmeyen ve bizi tanımayan bir âmâ değil mi?" Rasululah (sav):
"O âmâ, peki yâ ikiniz? Sizler onu görüyor değil misiniz?" buyurdu (6)

Bir düşünün Peygamber (sav) hanımlarının iffetinin kemâlini, kalplerinin temizliğini bildiği halde, yaşlı ve âmâ bir ihtiyara karşı tesettüre bürünmelerini ve ona bakmamalarını istiyor. Güzelliği gitmiş, yaşı ilerlemiş, gözleri kör ve her türlü dünya zevkinden uzak bir ihtiyara karşı peygamber (sav)'in böylesine ihtimam göstermesi yüce Allah'ın emrine bağlılık içindir.(7)

"Evlerinizde oturun, ilk cahiliyye kadınlarının kırıtarak sokakta dolaştığı gibi dolaşmayın."(8)

"Bu ayet Rasulullah (sav)'in hanımlarının kalbinden başkalarını düşünmeyi silmeye yönelik olduğu gibi, fitne ve günahtan korunmuşum, kendime sahibim diyenlerin bu bozuk fikirlerini red etmek içindir. Çünkü insan fıtratı devam ettiği sürece iki cins birbirine karşı emin olamaz.(9) Nitekim Yusuf (a.s.):

"Ben nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü her nefis kötülüğü emreder." (10)

diyor ve kendisinin nefse uyarak kötülük yapmamasını "Rabbimin acıması müstesna" diyerek Cenâb-ı Hakk'ın korumasına bağlıyor.

İmam Kurtubi bu âyetin tefsirinde diyor ki:

"Allah'ın Peygamberi dahi nefsinin temiz olmasını kerih gördüğü için "nefsimi temize çıkarmıyorum"(11) dedi. Çünkü nefsi temize çıkarmak zemmedilmiş, hoş karşılanmamıştır."(12)

Şimdi burada durup iyice düşünmek lazımdır. Bir peygamber kendi nefsinin temiz olduğunu, kadınlarda haşır-neşir olmasının kalbini bozmayacağını söyleyemiyor. Yüce Allah'ın koruması, kollaması olmasa, nefsiyle başbaşa kalsa nefsinin istediğini yaptırabileceğini söylüyor. Ama bir takım insanlar kadınlarla erkekleri aynı mekânda buluşturarak onlara dini telkinlerde bulunuyor. Kadınlarla tokalaşıyor, onlara el öptürüyor, senli, benli konuşuyor. "Bunlar İslama uyuyor mu?" diye sorulduğunda ise "O nefsini öldürmüş!.." diyorlar. Halbuki nefsin ölmediğini Yüce Allah peygamberinin lisaniyle bize bildiriyor.

Bu hususta en açık âyet ise Nur sûresi 31. âyettir:

"Zinetlerini göstermesinler...”(13)

âyeti, mü'min hanımların zinetlerini ve zinet yerlerini ve güzelliklerini yabancı erkeklere göstermelerini kesin bir emirle yasaklıyor.

Yine bu hususla ilgili olarak Hz. Ali (r.a.)'dan rivayet edilen çok açık bir hadis-i şerif vardır.

Hz. Muhammed (sav) Efendimiz Veda Haccı sırasında amca oğlu İbni Abbas (r.a.)ı arkasına gözetleyici ve koruyucu olarak bıraktı. Hasem kabilesinden güzel bir câriye Rasulullah (sav)'den fetva sormak için gelince Peygamber (sav) cariyeye bakmaması için İbni Abbas (r.a.)'ın boynunu çevirdi.
Abbas (r.a.)
"Ey Allah'ın Rasulü amca oğlunun boyununu mu çeviriyorsun?" deyince
Rasulullah;
"Bir genç delikanlı ve bir genç kız gördüm. Bu ikisine şeytandan emin olamadım." dedi. (14)

"Şimdi düşünün hac ibadeti için gelen insanların birbirine bakmalarının fitneye ve yakıcı şeytanın vesvesesine vesile olmasından emin olunamıyor. Peki kör, entrikacı, cahil ve dine görünüşte inandığını söyleyen ve günahsızlık iddiasında bulunanların durumunu? Bunlar yaşlı ihtiyar aldatmacasıyla genç kızları toplayıp onlardan cemaat oluşturuyorlar. Bu çok büyük bir belâ ve şeriata karşı işlenmiş bir cinayettir."(15)

Hiç kimse nefsinden emin olamaz. Çünkü insan fıtratı her iki cinsin birbirine karşı ilgi duymasını gerekli kılıyor. Eğer haramdan sakınma olmazsa, insanlar gözlerini sakındırmazsa kendinden emin olmak mümkün değildir. Nitekim Peygamber (sav)'in Hz. Ali (r.a.)'ı uyarması bu hususu en güzel şekilde açıklıyor:

"Peygamber (sav) bir gün Hz. Ali (r.a.) a şöyle dedi:

"Ey Ali muhakkak ki cennette senin için bir köşk vardır. Bir bakışa ikincisini ekleme. Birincisi senin için mubahtır. Fakat başkaca bakma hakkın yoktur." (16)

Bu hadiste geçen birinci bakıştan maksat, hiçbir kast olmaksızın ansızın göze görünendir. Bunda herhangi bir günah yoktur. Eğer bu ansızın göz çarpmasının akabinde kadının cazibesi, güzelliği etkiler de tekrar bakılırsa işte bu bakış günahtır, yasaktır. (17)

Cerir b. Abdullah El- Cebeli (r.a.) anlatıyor:

"Rasulullah (sav)'e ansızın bakış nedir, diye sordum. Bana dedi ki:
"Bakışını çevir." (18) yani ikinci kez bakma. Çünkü fitne ve şehvetten emin olamazsın. (19)

Rasulullah (sav) kadınlı erkekli karma toplantıları yasakladığı gibi bir kadının, başka bir kadını kocasına anlatmasını da yasaklamıştır.

Peygamber (sav) şöyle buyuruyor:

"Bir kadın, diğer bir kadını sanki görüyormuş gibi kocasına anlatmasın."(20)

Yabancı bir kadının tasvir edilmesi ona bakma yerine geçer. Kocanın ona ilgi duymasını sağlar. Rasulullah (sav) ihtiyati bir tedbir olarak böyle davranmayı yasaklamıştır.

Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ediyor: Rasulullah (sav) buyurdu ki:

- Gözlerin zinası bakmaktır,
- Dilin zinası konuşmaktır,
- Elin zinası dokunmaktır, her nefis arzu eder ve iştahlanır. Ferc ise ya yalanlar ya da doğrular."
(21)

İmam Nevevi (rh) bu hadisin şerhinde şunları söylüyor:

''Burada mecazi bir zina vardır. Bu zina yâ haram bakışla, yahut zinaya götürecek şeyleri dinlemekle, yahut yabancı birisine dokunmak ya da öpmekle, yahut ayaklarla zina etmek için yürümekle, yahut yabancılarla haram olan konuşmalar yapmakla, yahut kalp ile düşünmekle işlenir; işte bütün bunlar mecazi zinanın çeşitleridir."(22)

Yine harama bakmakla ilgili olarak Rasulullah (sav) şöyle buyuruyor:

"(Harama) bakmak İblis'in atılmış oklarından bir oktur."(23)

Bu hadisin manası kadının erkeğe, erkeğin kadına bakması düşmanın nefse ve kalbe attığı bir oktur. Hem dünyasını hem de ahiretini harap eder, tıpkı ok gibi. Okun ucu vücudun dışını yaralayıp deler, diğer kısmı da içini parçalar.(24)

Uzun süren oturmalarda ve sohbetlerde, rahat olabilmek ve hoş olmayan davranışlardan korunmak için, kadın ve erkelerin farklı mekânlarda durması tercih edilmelidir. Doğrusu İslam ahlakı açısından fena da değildir, tercihe şayandır. Bununla beraber İslam’ın kadından da erkekten de istediği bir örtünme / tesettür tarzı vardır. Her iki taraf da bunun esas şartlarını yerine getirdikten sonra, halvet, gibi, ten teması gibi, laubalilik gibi diğer mahzurlar da bulunmadıktan sora bir mekânda bulunabilirler.

Dipnotlar:

(1) Nur, 31
(2) El-Âmiri, Ahkâmun' Nazar, 262; Tahkiki Muhammed Fazl b. Abdulaziz
(3) Nur, 31
(4) Kurtubi, Tefsir, XII/226; El-âmiri. a.g.e. 262 (dipnottan)
(5) El-Amiri, a.g.e. 262
(6) Ebu Dâvud, Sünen, Libas, 4112; Tirmizi, Edeb, 1778; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/296
(7) El-Amiri, a.g.e. 263
(8) Ahzab, 33
(9) El-Âmiri, Ahkâmu'n-Nazar, 263
(10) Yusuf, 53
(11) Yusuf. 53
(12) Kurtubi, IX/210; El-âmiri, a.g.e. 263
(13) Nur, 31
(14) Tirmizi, Hacc, 885; Ebu Dâvud, Menâsik, 1935; İbn Mâce, Menâsik, 3044
(15) El-Âmiri, a.g.e. 265
(16) Tirmizi, Edeb, 2777; Ebu Dâvud, Nikâh, 2149; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/353, 357; Deylemî, Müsned, 8312
(17) El-Âmir, a.g.e. 266
(18) Müslim, Edeb, 11/159; Ebu Dâvud, Nikâh, 2148; Tirmizi, Edeb, 2776 Ahmed b. Hanbel, Müsned, İV/361; Teyalisi, Müsned, 93
(19) El-Âmiri, a.g.e. 266
(20) Buhari, Nikâh, VI/160; Ebu Dâvud, Nikâh, 2150; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/380; Teyalisi, Müsned, 35; Deylemi, Müsnedül Firdevs, 7822
(21) Buhari, istizan, Baku Zina'l-Cevârih. VII/130. Müslim.. Kader, 2657 Ebu Dâvud. Nikâh, 2152; Ahmed b. Hanbel, Müsned. II / 317, 379
(22) Nevevi, Şerhu'l-Müslim, XVI/206: El-âmiri. a.g.e. 268
(23) Hâkim, Müstedrek, İV/314: Deylemi. Müsned. 6872
(24) El-âmiri, a.g.e. 268.

(bk. Mustafa KASADAR- Sadık AKKİRAZ, KADIN İLMİHALİ, s.485-489)

İlave bilgi için tıklayınız:

Nefisle cihad nasıl olmalı ve cinsel baskıdan kurtulma çaresi nedir?..

Sayaç : 12013
Normal sitede gör