İslamı, bir yaşayış tarzı değil de "insanları gütmek için" kullanıldığını düşünenlere nasıl cevap vermek gerekir? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

İslamı, bir yaşayış tarzı değil de "insanları gütmek için" kullanıldığını düşünenlere nasıl cevap vermek gerekir?

Sorunun Detayı
İslamı, bir yaşayış tarzı değil de "insanları gütmek için" kullanıldığını düşünenlere nasıl cevap vermek gerekir?
Cevap

Bu konunun bu tarzda algılanmasında değişik nedenlerin rolü vardır.

- Öncelikle Müslümanca yaşamak isteyen kimselerin, buna çok dikkat etmeleri gerekir. Örneğin, bir taraftan başörtüyü/veya diğer bir İslamî değeri ısrarla savunurken, öbür  taraftan İslam’ın bazı hükümlerini hafife aldığını gösteren tavırlara girmek, bir Müslüman’ın İslam’a karşı yapacağı en büyük zarardır. Çünkü, bu tavır sadece kişinin kendi şahsi günahını yüklemekle kalmaz, aynı zamanda dinden uzak kimselere, bütün Müslümanların aleyhinde kullanacakları bir koz verilmiş olduğundan günahı katmerli olacaktır.

Bir Müslümanın İslamî kişilik ve kimliğinde samimi olmadığını gösteren tavırları, başkaları tarafından “insanları gütme” algısına yol açabilir ve bunun da ilk neden olanı Müslümanın kendisidir.

- Bunun diğer bir yönü ise, dinden uzak bazı kimselerin herkesi kendisine kıyasla bir yargıya varmaları söz konusudur. Bu gibi insanlar, ahiretle alışverişleri az olduğundan veya hiç olmadığından, bütün hesaplarını dünya menfaati üzerine yapabiliyorlar. Bu anlayışla, kendilerinin hesaplarında olmayan bir şeyin, başkasının hesabında da olmayacağını düşünürler.

Allah’ın rızasını kazanmak gibi bir değer ölçüleri olmayan kimseler, Müslümanların bu yolda yaptıkları fedakârlıkların altında mutlaka bir dünya menfaati, bir siyaset amacı olduğunu düşünme hatasına düşebiliyorlar. Bu yanlış düşüncelerin tedavisi, ancak tahkiki bir imanla mümkündür.

Fakat bize düşen, onların bu yanlış ve eksik düşüncelerine pirim verecek tavırlardan kaçınmaktır. Bir hadiste yer alan ve  şu manaya gelen bir uyarıya dikkat etmek gerekir:

“Kim kendini töhmet altında kalacak bir konuma sokar da sonradan gerçekten ithama maruz kalırsa, yalnız kendini kınasın!” (bk. Aclûni, Keşfu’l-Hafâ, 1/44-45)

- Son olarak bu konuda şu ayetin yardımından kuvvet alabiliriz:

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allahı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda mücahede eder ve bu hususta dil uzatan hiçbir kimsenin ayıplamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın öyle bir lütfudur ki dilediğine verir. Allah vâsidir, alîmdir/ihsanı boldur, her şeyi hakkıyla bilir.” (Maide, 5/54)

Sayaç : 2121
Normal sitede gör