İslam, soykırımlarını ve kan davalarını nasıl engellemiştir? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

İslam, soykırımlarını ve kan davalarını nasıl engellemiştir?

Sorunun Detayı
İslam, soykırımlarını ve kan davalarını nasıl engellemiştir?
Cevap

“Hiçbir kimse, kimsenin yükünü taşıyacak değildir.”

Bu temel ahlaki prensip Kur'an'da beş kez geçmektedir (En’am Sûresi,164; İsra Sûresi, 15; Fâtır Sûresi,18; Zümer Sûresi, 7 ve Necm sûresi, 38). Bütün insanlık dünyası Kur’an’ın beyan ettiği bu prensibe hava ve su gibi şiddetle muhtaçtır. Beşer tarihinde icra edilen bütün zulüm ve haksızlıkların altında bu prensibin çiğnenmesi yatmaktadır. Bu ayetten çıkan birinci mana,

“Hiçbir günahkâr başkasının vebalini yüklenmez. Herkesin vebali kendisine aittir.”

Bir doktor bir hata etse, bütün doktorların mesleği ellerinden alınmaz, bir otomobil kaza yapsa, diğer araçlar trafikten men edilmez, bir Müslüman veya Hristiyan bir suç işlese, onun suçu bütün Müslüman ve Hristiyanlara mal edilemez. Bir insanın suçundan dolayı onun yakınları, akrabaları ve köy ve kasabasındaki sakinleri mesul tutulamaz. Bir kişinin suçundan bütün aşireti, akraba ve taallukatına yaptırım uygulanmaz; onlar, töhmet ve tahakküm altına alınamaz.

Bir cani yüzünden bir gemi batırılamaz; bir müfsit yüzünden bir köy imha edilemez. İmha edilse, böyle bir icraat daha dehşetli bir zulüm olur; bir müfside bedel binlerce masum insan telef edilmiş olur. Savunmadan aciz kimsesizler, çocuklar, yaşlılar, kadınlar, hayvanlar, kuşlar, böcekler topyekûn imha edilmiş olur. İşin sonunda, hem himayeden mahrum masum insanlar hem mabet ve tarihi eserler hem de ekolojik denge tarumar edilmiş olur ki, böyle bir uygulama ne insaniyete ne de hiçbir ahlaki değere sığmaz.

Bu nedenle İslamiyet, kin ve intikamı gelecek kuşaklara miras olarak bırakmaz, suçluyu cezalandırır, suçu doğuracak ortamı ıslah etmeye çalışır, beşerin ruhuna sevgi ve muhabbeti, dostluk ve kardeşliği telkin eder. Kin ve vahşetten, terör ve fitneden şiddet ve dehşetle sakındırır.

Ayetin ikinci manası, doğan çocuk suçsuz ve masum olarak doğar, hiçbir hesaba, hiçbir cezaya maruz bırakılamaz. Yükümlülük çağına gelinceye kadar bu masumiyetini korur. Bu kural, “insanoğlunun günahkâr olarak doğar” şeklindeki anlayış ile “peygamber veya azizlerin kendilerini feda ederek insanları günahlardan kurtaracağı” -Hıristiyan dininde mevcut olan yanlış inanç- şeklindeki anlayışı da kabul etmez.

Sayaç : 6126
Normal sitede gör