Kişi kendisi ve çocukları muhtaç durumda ve fakir ise, sahip olduğu bütün mallarını hayır kurumlarına vakfedebilir mi? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Kişi kendisi ve çocukları muhtaç durumda ve fakir ise, sahip olduğu bütün mallarını hayır kurumlarına vakfedebilir mi?

Sorunun Detayı
Kişi kendisi ve çocukları muhtaç durumda ve fakir ise, sahip olduğu bütün mallarını hayır kurumlarına vakfedebilir mi?
Cevap

İslam Hukuku açısından, mülk sahibi -meşru dairede- mülkünde dilediği şekilde tasarruf etme hakkına sahiptir. Bu kişinin, bu açıdan yapacağı tasarrufu geçerlidir. Nitekim, Hz. Ebu Bekir Sıddık (ra), cihat yolunda sarf edilmek üzere, elinde bulunan bütün malını getirip Hz. Peygamber (a.s.m)’e verdiği bilinmektedir.

Şu var ki, ne bu kişi Hz. Ebu Bekir Sıddık (ra)’tır, ne de  bunun çocukları, onun çocukları gibidir.

Allah yolunda yapılan infakın/harcamanın beş-altı şartı vardır. Bediüzzaman Said Nursî, konumuzla ilgili olan -sadakanın makbul olma- şartını Bakara Suresinin 3. ayetini tefsir ederken -özetle- şöyle açıklamıştır.

“Kendilerine verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcarlar.” (Bakara, 2/3) mealindeki âyet-i kerimede yer alan kelimeler ve cümle düzeni; zekât ve diğer sadaka çeşitlerini ihtiva eden "infâk"ın makbul olmasının şartlarını nazara verecek şekildedir.

Mesela, yapılacak hayrın makbul olması için, sadakaya muhtaç olmayacak şekilde sadaka vermek gerekir. Ayette geçen ve "Bir bölümü/bir kısmı/bir parçayı" ifade eden "مما" lafzındaki "من" kelimesi bu şartı ifade ediyor. (Sözler,-Envar- 387-88).

Tefsir alimlerinden Şankîtî de söz konusu âyette yer alan ve tab'izi (bir bölümü) ifade eden "min" harf-i cerrine dikkat çekmiş ve normal şartlarda kimsenin ailesini mağdur duruma düşürecek şekilde infak edemeyeceğine işaret etmiştir. Buna delil olarak da "Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun." (İsrâ, 17/29) mealindeki ayet ile, "(o kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler, ikisi arasında orta bir yol tutarlar." (Furkan, 25/67) mealindeki âyeti göstermiştir. (eş-Şankîtî, Muhammed Emin, “Advâu'l-Beyân fi İdâhi'l-Kur'an”, ilgili âyetin tefsiri)

Yine, üçte birinden fazla bir vasiyetin de yapılamayacağını gösteren aşağıdaki hadis de “üçte bir” formülünün en önemli kaynağıdır.

Kütüb-ü Sitte imamlarının yaptığı rivayete göre, Sad b. Ebi Vakkas, -bir tek kızı olduğu için- malının yarısını veya üçte ikisini vasiyet etmek istemiş, Hz. Peygamber (a.s.m) buna karşı çıkmış ve ‘üçte biri (vasiyet et); üçte biri bile fazladır. Şunu bilesin ki, varislerini zengin olarak bırakman, onları insanlara muhtaç edecek şekilde yoksul bırakmandan daha iyidir.’ diye burmuştur. (bk. Neylu’l-Evtar, 6/37)

Bu hadis, İslam’da, varislerin mahrum edilmemesi hususunda gösterilen ihtimamı yansıtmaktadır. İslam’da, vefat edenden geriye kalan mirasın üçte birinden daha fazlasının, sadaka verilemeyeceği, hediye edilemeyeceği, herhangi bir kimseye vasiyette bulunulamayacağı konusundaki prensibin önemli bir kaynağı bu hadis-i şeriftir.

Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi, -özellikle fakirliğin küfre bile sebep olduğu bu asırda-, malının tamamının bir hayır kurumuna vakfedip kendini ve ailesini zekat ve sadakaya muhtaç durumda bırakmak asla tasvip edilmeyecek bir davranıştır. Malını vakfetmek sünnettir, aile fertlerinin geçimini temin etmek, onları muhtaç durumda bırakmamak farzdır. Bir sünnet uğruna birkaç farzı birden terk etmek aklın kârı değildir.

Sayaç : 3008
Normal sitede gör