Neden yaratılmak veya yaratılmamak bizim seçimimiz değildir? İnsana imtihan edilmek isteyip istemediği neden sorulmamıştır? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Neden yaratılmak veya yaratılmamak bizim seçimimiz değildir? İnsana imtihan edilmek isteyip istemediği neden sorulmamıştır?

Sorunun Detayı
Neden yaratılmak veya yaratılmamak bizim seçimimiz değildir? İnsana imtihan edilmek isteyip istemediği neden sorulmamıştır?
Cevap

Evvela Allah kâinatı ve de insanı yaratırken, kimseyle meşveret etmek gibi bir ihtiyacı olmadığı bedihî bir gerçektir.

İnsan yaratılmadan önce "yok" demektir. "Yok" olan bir şeyle istişare etmek zaten mümkün değildir.

Sen yok olduğun halde, nasıl olur da bir seçme hakkına sahip olduğunu iddia ediyorsun? Böyle bir düşünce mantıksal çelişkiyi barındıran bir paradokstur.

Mülk sahibi, mülkünde istediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir. Bu kural bu günde geçerliliği olan bir prensiptir. O halde Allah da -her şeyin maliki/sahibi olduğuna göre-, mülkünde dilediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. Bu tasarrufundan biri de insanlar için bir imtihan hazırlamak ve bu imtihanın sonucuna göre bir işlem yapması gelir. Okullardaki imtihanlar için, soruların tespiti için öğrencilerin fikri sorulmadığı gibi, ilahî imtihanda da öğrencilerin fikri sorulmamıştır.

Okullarda soruyu hazırlayanların tespit ettikleri bir kriter herkes tarafından -ister istemez- kabul edilmek zorunda olduğu gibi, Allah’ın koyduğu imtihandaki kriterler de kabul edilmek durumundadır. Zulüm ve haksızlık etmeleri her zaman mümkün olan insanların açtığı imtihanlara hiç ses çıkarmazken, haksızlık yapması asla mümkün olmayan Allah’ın açtığı imtihanda nazlanmanın alemi var mı?

Elli-altmış yıllık bir zaman dilimi içerisinde -çok da zor olmayan bir imtihanı başarmak suretiyle- ebedî bir mutlu hayatı kazanmak, cennet gibi bir yurda sahip olmak elbette aklı başında her insanı sevindiren ve de ilgilendiren bir husustur.

Bir acı fincan kahvenin kırk yıllık hatır olduğuna göre, bizi yoktan var eden, güneşi, ay’ı hizmetimize sunan, yeryüzünü bin bir nimetin sergilendiği bir sofra halinde bize takdim eden, göz, kulak, mide, barsak, lisan, akıl, ruh, gönül, idrak, anlayış gibi yüzlerce maddî-manevî cihazlarla donatan Allah’a karşı teşekkür etmek yerine sonsuz adalet, rahmet, hikmet ve şefkatini töhmet altında bırakacak şekilde serzenişte bulunmak, derhal telafi edilmesi gereken bir hatadır.

Şunu unutmamak gerekir ki, mevcut durumu tersine döndürecek hiçbir güç yoktur. Gücün yetmediği bir eli öpmekten başka çare yoktur. Allah’ın sonsuz rahmetini itham eden rahmetten mahrum kalır. Kaderi tenkit eden başını örse vurur kırar. Bu tür vesveselere maruz kalan kardeşlerimize -Allah için- bir tavsiyemiz var; Risale-i Nur Külliyatı'nı okusunlar.

Sayaç : 9101
Normal sitede gör