Dinden dönmeyi tekrarlamanın bir sayısı var mıdır? Yoksa buna dair kesin kanıt gösterebilir misiniz? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Dinden dönmeyi tekrarlamanın bir sayısı var mıdır? Yoksa buna dair kesin kanıt gösterebilir misiniz?

Sorunun Detayı
Dinden dönmeyi tekrarlamanın bir sayısı var mıdır? Yoksa buna dair kesin kanıt gösterebilir misiniz?
Cevap

Bilebildiğimiz kadarıyla, İslam’da dinden dönmenin belli bir  tekrar sayısı yoktur. Herhangi bir ayette veya hadiste böyle bir sınırlama söz konusu değildir. Mühim olan, dinden döndükten sonra kişi, gerçekten samimî olarak tevbe edip, İslam’a olan inancını ciddi olarak yenilemiş olsun. Tevbe kapısı, günahkârlar için olduğu gibi, dinden dönüp kâfir olanlar için de ardına kadar açıktır. Bu husus, Allah’ın sonsuz rahmetinin bir tezahürüdür.

Ancak kişinin içinde bulunduğu küfür anında ölmesi hususu çok önemlidir. Kâfir olarak ölen kimsenin affı söz konusu değildir. Diğer kâfirler gibi, dinden dönen kimsenin de yeri ebedî olarak cehennemdir.  Bu hakikati şu ayette açıkça görmekteyiz:

“Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenlerin hiç birinden, fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa  dahi, kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur”(Ali İmran, 3/91).

Konumuzla alakalı bir iki ayetin açıklamasını vermekte fayda mülahaza ediyoruz. Çünkü bu ayetlerden ilk etapta, dinden dönenlerin tevbesinin asla kabul edilmeyeceği hususunu anlaşılabilir. Ancak gerçeğin öyle olmadığını görmek de mümkündür:

Birinci ayetin meali:

“Şüphesiz iman ettikten sonra inkâr eden, sonra da inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların tâ kendileridir.”(Ali İmran,90).

Alimler, bu ayet hakkında çok değişik yorumlar yapmışlardır. Bu yorumların hepsinin hedefinde “Tevbe kapısının herkes için son nefesten biraz öncesine kadar açık olduğu” tezini doğrulamak vardır.

Bütün bu yorumlara yer vermenin bir yararı olmadığını düşünüyoruz. Bu sebeple, bu yorumları verdikten sonra, kendi tercihini ortaya koyan Taberî’nin şu görüşünü aktarmakla yetineceğiz:

Buna göre; bu ayette söz konusu edilenler, İman etmeyen Yahudilerdir. Ayette adeta şöyle deniliyor: “Peygamberliğinden önce  Hz. Muhammed’in Peygamberliğine iman eden, fakat geldikten sonra onu inkâr ederek küfre giren, sonra da bu inkârcılık esnasında başka günahlar işlemekle küfürlerini daha da artıran Yahudiler, her şeyden önce Hz. Muhammed’i inkardan vazgeçip, o konuda tevbe etmedikleri sürece, başka günahlardan yapacakları tevbeleri asla kabul edilmeyecektir.”(Taberi, ilgili ayetin tefsiri).

İkinci ayetin meali:

“İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah, ne bağışlayacak ne de doğru yola iletecektir.”(Nisa, 4/137).

Bu ayetin yorumlarının hedefinde de “Tevbe kapısının herkes için son nefesten biraz öncesine kadar açık olduğu” tezini doğrulamanın var olduğu gerçeği söz konusudur.

Bazı alimler, bu ayetin ifadesine bakarak, dinden dönenlerin bu suçlarını üç kez tekrarlama ve üç kez tevbe etme hakkının olduğunu söylemiştir. Hatta bu konuda Abdullah b. Ömer’den de bir rivayet aktarılmıştır. (bk. Taberî, ilgili ayetin tefsiri)

Diğer bazı alimler ise, bu görüşü kabul etmemiş ve dinden döndüğü her defasında yeniden tevbe edip İslam’a girme şansının var olduğunu söylemişlerdir. (a.g.y).

Bu ayette söz konusu olanların Peygamber Efendimize (asv) inanmayan Yahudîler ile iman etmediği halde iman ettik diyen münafıklar olduğu söylenmiştir. (İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).

Arkadan gelen ayette münafıkların söz konusu edilmesi, bu ayetin de münafıklar hakkında  olduğuna dair görüşü güçlendirmektedir.

Bazı alimlere göre,  muhataplar kim olursa olsun, ayette vurgulanan, “tevbelerinin kabul edilmeyeceğine muhatap olanların” tevbelerinden maksat, ölünceye kadar tevbe etmeyip imansız olarak ölenleri veya tevbe kapısının kapandığı ölüm anında tevbe edenlerdir. (bk. Taberî, İbn Kesir, Alısî, ilgili ayetin tefsiri).

Alimlerin büyük çoğunluğunun kabul ettiği görüşe göre, bu ayette vurgulanan husus, böyle iki de bir dinden dönenlerin samimî, makbul bir tevbe edemeyecekleridir. Adeta -aklî, kalbî ve ruhî mekanizmalarının bozulmasından ötürü- yeniden makbul bir tevbe edip doğru yola girmeleri, imkansız hale geldiği gerçeğidir. Yoksa ayetin vurgusu, samimi olarak yaptıkları tevbelerinin kabul edilemez olduğunu göstermez. (bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

Bütün bu açıklamalar, konunun başında vurguladığımız hususun gerçekliğini ortaya koymaktadır. Ölüm anı gelmeden iman eden ve o iman ile ölen her insan mümindir.

Sayaç : 6943
Normal sitede gör