Allah, denildiği zaman kalbin ürpermesini açıklar mısınız, kalp ürpermeyince ne olur? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Allah, denildiği zaman kalbin ürpermesini açıklar mısınız, kalp ürpermeyince ne olur?

Sorunun Detayı
Allah, denildiği zaman kalbin ürpermesini açıklar mısınız, kalp ürpermeyince ne olur?
Cevap

"Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir, kendilerine O’nun âyetleri okununca bu, onların imanlarını artırır ve yalnız Rab’lerine güvenip dayanırlar." (Enfal, 8/2)

Müminler, ancak onlardır ki, Allah anıldığı zaman yani sırf Allah'ın ism-i celâli söylendiği, sıfatlarından hiç bahsolunmaksızın ve fiillerinden, kudretinden hiçbiri gösterilmeksizin yalnızca "Allah" denildiği zaman yürekleri oynar, kalplerini rahmet ümidi ve sevgi heyecanı kaplar, muhabbetle karışık bir korku sarar, Allah'ın azamet ve ihtişamından kaynaklanan bir ürperti kaplar. Ve üzerlerine O'nun âyetleri okunduğu, tilâvet edildiği vakit imanlarını arttırır.

Ayetlerde müminlerin beş vasfı açıklanmıştır.

1. Kâmil mânada mümin olanların imanlarıyla duyguları arasında bir etkileşim vardır; Allah'ı andıklarında, kendilerine Allah'tan söz edildiğinde heyecan duyarlar, gönüllerinde korku ile coşku karışımı duygular oluşur.

2. Allah'ın âyetleri okundukça, hem yeni bilgiler edinir ve bunlara da iman etmek suretiyle inançlarını nicelik yönünden arttırırlar, hem de her bir âyet, ihtiva ettiği incelik, güzellik, hikmet ve bilgiler sebebiyle Kur'an’ın Allah'tan geldiğine delil teşkil ettiği için, nitelik yönünden imanlarını güçlendirirler.

3. Müminler de mal, mülk, evlât, eş dost edinirler, fakat onların dayanıp güvendikleri bu fâni varlıklar değil, her şeyi yaratan ve mülkün gerçek sahibi olan Allah'tır.

4. Namaz, Allah ile kurulan bağın gerçekleştiği en uygun ve en güzel vasıta olduğu için, onu büyük bir özenle ifa etmeye çalışırlar.

5. Allah'ın verdiği rızıktan kendileri yararlandıkları gibi, yakından uzağa doğru başkalarının da ondan yararlanmasına imkân verirler; nafaka, zekât ve sadaka verme, vakıf kurma, ödünç verme ve kullandırma, ikram etme gibi malî vazife, yardım ve iyilikleri ihmal etmezler.

Ayeti kerime de Allahuteala'nın adı anıldığında kalbin titremesi anlaşılacağı gibi, O'nun emirlerine itaat şeklinde de anlaşılır.

Müminler, Allah'ın, kitabında indirdiği yasakları ihlal edip farzları terk edenler değil, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda kalpleri ürperip imanları artan ve Allah'tan başka kimseden medet ummayanlardır.

Bu âyet-i kerime, gerçekten iman edenlerin sıfatlarını beyan etmekte; onların, Allah'ın âyetleri okunduğunda kalplerinin ürperdiğini, böylece Allah'ın emirlerine sımsıkı sarılıp yasaklarından derhal kaçındıklarını beyan etmektedir. Mümine yaraşan, bir günah işlediğinde hemen ondan tevbe etmesidir. Bu hususta diğer bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:
 
"Onlar, bir hayasızlık yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlar? Yaptıkları kötülükte bile bile ısrar etmezler." (Ali İmran, 3/135)

Abdullah b. Abbas diyor ki: "Münafıklar, Allah'ın farzlarını yerine getirirken onların kalbine Allah'ı hatırlatma girmez. Onlar, Allah'ın âyetlerinden herhangi birine iman etmezler. Allah'a tevekkül etmezler. Kimsenin olmadığı yerde namaz kılmazlar. Mallarının zekâtlarını vermezler. Bu nedenle Allahuteâlâ, onların mümin olmadıklarını bildirmiş, müminleri ise şu şekilde vasıflandırmıştır. "Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah zikredildiği zaman kalpleri ürperir. Böylece Allah'ın farz kıldığı ibadetleri yerine getirirler. Âyetleri kendilerine okunduğu zaman ise onların imanları artar ve onlar ancak Allah'a güvenirler. Onun dışında herhangi bir kimseye güvenmezler." (Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 4/184.)

Sayaç : 19613
Normal sitede gör