Madem sünnet olmak faydalıdır, neden doğuştan sünnetli doğmadık? O deri parçasının alınması yararlıysa, doğduğumuzda neden o parçayla doğduk? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Madem sünnet olmak faydalıdır, neden doğuştan sünnetli doğmadık? O deri parçasının alınması yararlıysa, doğduğumuzda neden o parçayla doğduk?

Sorunun Detayı
Madem sünnet olmak faydalıdır, neden doğuştan sünnetli doğmadık? O deri parçasının alınması yararlıysa, doğduğumuzda neden o parçayla doğduk?
Cevap

Bu konuda birkaç noktaya işaret etmekle soruya cevap vermeye çalışacağız:

Önce şunu kesin olarak biliyoruz ki, sonradan kesilmesi istenen tek şey “sünnet yeri" değildir. Tırnaklarımız da, saçlarımız da, koltuk-eteklerimizdeki kıllar da  uzuyor ve bunları kısaltmak, tıraş etmekle emrolunuyoruz. Demek ki, sonradan kesilmesi istenen başka şeyler de vardır. Kaldı ki, sünnet yerinin kesilmesi bir defaya mahsus iken, bunları her uzadığında kesmek zorunda kalıyoruz. O halde bize düşen şey -hikmetini bilmezsek de- Allah’a güvenmektir. Hikmetini bilmediğimiz binler şey vardır, bunu da onların listesine yazabiliriz.

Sünnet işleminde kesilecek et parçasının varlığı, insanın “ahsen-i takvim” denilen güzel yaratılışının bir parçası olduğu gibi, sünnet olmak suretiyle o et parçanın alınması da bu güzelliğin bir parçasıdır. Çünkü, insanın güzelliği sadece biyolojik, fizyolojik boyutuyla sınırlı olmayıp, ruhî, kalbî, nesebî, ahlakî değerler gibi psikolojik, sosyal, manevî boyutları da olan bir güzelliktir.

Bu pencereden baktığımızda, her şey, kendi konumunda, kendi ortamında, hikmetli bir değer ifade etmekle kendi güzelliğini ortaya koyar.

Mesela; sünnet işleminde kesilecek olan fazlalık et parçasının biyolojik, fizyolojik hikmetleri yanında meşru daire dışında kullanılmaması gereğine işaret eden tekvinî / ontolojik bir hikmeti de vardır ve bu manevî bir güzelliktir. Bu hikmet, anlaşıldıktan sonra, daha hijyenik bir konum vs. hikmetler için bunun kesilmesi de bir güzelliği ifade eder. Keza, insanların diğer hayvanlar gibi tabii bir postla yaratılmamış olması, ahsen-i takvim kıvamına uygun bir güzelliktir. Fakat, bu çıplak bedeni sun’î post / yani elbiseyle örtünmesi de kendi konumunda ayrı bir güzelliktir. Saç, tırnak ve benzerleri için de aynı şey söylenebilir.

Allah’ın yaratması, sebepler altında cereyan eder. Bu husus, Hakîm isminin bir tecellisidir. İnsanın vücudu bu hikmet çerçevesinde yaratılırken, hem bedenin canlılık konumuna uygun, hem de belli bazı görevlerinden ötürü göbek kordonu gibi, hitan / sünnet yerindeki deri de bu ontolojik prensip doğrultusunda yerini almıştır. Bir yandan bedenin canlılık kanununa ayak uydurarak uzanan, diğer taraftan fıtratın bir gereği olarak var olan bu uzantıların kesilmesi, insanın -Allah’ın kendisine bir nimeti ve bir emaneti olan- kendi bedenin bakımını üstlenmesi açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, tırnak, saç, bıyık kesmek, etek, koltuk tıraşı olmak da  peygamberlerin bir sünneti olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat, hitan / sünnet olmak, zor bir iş olduğundan, İlahî hikmet tarafından tırnak gibi her zaman uzanmasına izin verilmemiştir.

Ayrıca, manevî bir perspektiften bakarak konuyu şöyle izah etmek de mümkündür. Yüce Allah, kadınlarda bekaret perdesini yaratarak, -manen- kadınlara gayri meşru bir ilişkinin fıtrata aykırı olduğunu, kaçak yollardan bu perdenin yırtılmasının büyük bir suç olduğunu ders verdiği gibi, erkek için söz konusu olan deri de, gayri meşru yollara baş vurulmaması için bir hatırlatma levhası, ontolojik bir uyarı simgesi olarak düşünülebilir. Gerek kadında gerek erkekte olsun, bu fıtrî perdenin sonradan ortadan kaldırılması, bu manayı unutturmaz, bilakis her zaman hatırlatmak sinyali gibi bir görev de yapabilir.

İlave bilgiler için tıklayınız:

SÜNNET (Hitan)

Sayaç : 10811
Normal sitede gör