Kur’an’ın evrim ile arasındaki ilişkiyi biliyoruz, hayvandan ilk insana geçiş süreci nasıl oldu? "Adem su ile balçık arasında iken ben peygamberdim." hadisini nasıl anlamak gerekir? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Kur’an’ın evrim ile arasındaki ilişkiyi biliyoruz, hayvandan ilk insana geçiş süreci nasıl oldu? "Adem su ile balçık arasında iken ben peygamberdim." hadisini nasıl anlamak gerekir?

Sorunun Detayı
Kur’an’ın evrim ile arasındaki ilişkiyi biliyoruz, hayvandan ilk insana geçiş süreci nasıl oldu? "Adem su ile balçık arasında iken ben peygamberdim." hadisini nasıl anlamak gerekir?
Cevap

1. “Kur’an’ın evrim ile arasındaki ilişkiyi biliyoruz... hayvandan ilk insana geçiş süreci” ifadesine katılmamız mümkün değildir. Biz, evrende bir tekamül kanunun olduğuna inanmakla beraber, bir türün başka bir türden dönüştüğünü iddia eden "Evrim Teorisi"nin doğru olmadığına ve Kur’an’da böyle bir ifadenin bulunmadığına da inanıyoruz. Bugün gerek Müslüman ve gerek gayri müslim pek çok bilim adamı EVRİMin bir safsatadan ibaret olduğunu belirtmiştir. Bu konuda pek çok ilmî kitap ve makale yazılmıştır. Detaylı bilgi için www.sorularlaevrim.com isimli sitemize bakmanızı tavsiye ederiz.

2. "Âdem, su ile çamur arasındayken ben peygamberdim." mealindeki rivayet alimler tarafından zayıf kabul edilmiştir. (bk. Aclûnî, 2/129). Bu konuda bir çok kaynakta yer alan, Hâkim ve Tirmizî’nin sahih olduğunu belirttiği rivayet şekli şöyledir:

“Ben peygamber iken, Âdem ruh ile ceset arasındaydı.” Diğer bir rivayette “Ben yaratılışta bütün peygamberlerden önce var edildim, peygamberlikte ise onların hepsinden sonra gönderildim.” buyurmuştur.(a.g.e).

Bu gibi rivayetler, farklı Âdem’lerin olduğuna değil, ezelî kader noktasına dikkat çekmektedir. Bununla Hz. Peygamber (asm), Allah’ın nimetlerine işaret etmekte ve tahdis-i nimet kabilinden peygamberliğin ilahî bir lütuf olduğunu, kendi kesbinin bir ürünü olmadığını, değil kendisi daha ilk insan Hz. Adem (as) bile dünyaya gelemeden Allah’ın bunu takdir buyurduğunu belirtmek suretiyle Rabbine kulluk şuurunun bir yansıması olarak şükür borcunu eda etmeye çalışmıştır.

Diğer taraftan başka bir hadiste,

“Allah’ın ilk yarattığı şey benim nurumdur.” (Müsned 4/127; Hâkim, Müstedrek 2/600/4175)

buyurulmuştur. Bilindiği gibi canlıların bütün karakterleri genetik şifrelerinde yazılı. Bu yazı, kader kalemiyle işlenmiş bir ilâhî program. Bir tohumdaki şifrede ne ağacın şeklini, ne gövdesinin sertliğini, ne yaprağının yeşilliğini, ne de meyvesinin tadını bulabilirsiniz. Dna’da bütün bu özellikler baz sıralaması şeklinde yazılı, ama o program ne serttir, ne yumuşak; ne yeşildir, ne kırmızı. Bunların hepsi o şifrede bir plan, bir program olarak mevcut, ama ağacın bütün özelliklerini o şifrede aynen bulmaya çalışmak da boş bir çaba. Bu noktayı dikkate almadan, bütün mahlûkatın Nur-u Muhammedî’den yaratılışını düşünen adam, yıldızlarla, ormanlarla, denizlerle bu nur arasında bir benzerlik kurmaya kalkışır ve aldanır.

Bizim yaptığımız planlar da bir yönüyle öyle değil mi? Bir evin bütün bölmeleri plandadır, ama plandaki mutfakta yemek pişiremezsiniz.

Bütün ilâhî isimler ilk defa Nur-u Muhammedî de tecelli etmişler. Meselâ, onda muhyi isminin tecellisi var ve o nur hayat sahibi. Sonraki safhalarda yaratılacak olan bütün hayatlar, ilk defa onda tecelli eden bu ismin ayrı tezahürleridir. O nurlu hayat, bütün hayatların başlangıç noktası ve çekirdeğidir. Ama, bütün hayat çeşitleriyle Resulullah Efendimizin (asm) o pak ve münezzeh ruhu arasında bir ilişki kurmaya kalkışmanın da yanlışlığı ortadadır.

Bir başka misâl: Muhafaza etmek, hıfzetmek bir ilâhî fiil. Nur-u Muhammedî (asv) de hafiz ismi de tecelli etmiş ve daha sonra yaratılacak “Levh-i Mahfuza”, “çekirdeklere”, “yumurtalara”, “nutfelere” ve nihayet “hafızalara” bir çekirdek gibi olmuş.

Buna göre, Nur-u Muhammedî (asv), bütün mahiyetlerin ortak ismidir ve eşyanın yaratılmasıyla bu mahiyetler ilim dairesinden kudret dairesine geçmişlerdir.

Bu hikmet âleminin yaratılış çekirdeği olan Nur-u Muhammedî (asv)’den âlem safha safha yaratılmış. Bütün fizik âleminin, semavat ve arzın yaratılışı da bu kaide çerçevesinde gerçekleşmiş. Bu nurdan, bir “madde-i aciniye” yaratılmış ve bu öz macun, bu şifre mahlûk; göklerin ve yer küremizin yaratılmasında esas olmuş. (bk. Nursi, İşaratü’l-İcaz, Habbe)

Demek ki, o ilk yaratılışta Ruh-u Muhammedî (asv)'in ulviyeti, parlaklığı ve berraklığı diğer bütün mahiyetleri âdeta gölgede bırakmış ve o ilk çekirdek varlığa Nur-u Muhammedî (asv) denilmiş.

İlave bilgi için tıklayınız:

Evrim ile tekamül arasındaki fark nedir?

"Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri [kâinatı] yaratmazdım." kudsî hadisi ne anlama gelmektedir?

“Nur-u Muhammedî” hakkında bilgi...

Allah’ın ilk olarak yarattığı şey nedir?

Hz. Adem Hz. Muhammedi ne zaman öğrenmiştir? Peygamber Efendimizin ismini ilk olarak nerede görmüştür?

Sayaç : 8524
Normal sitede gör