Cezamı çekeyim cehennemde ne olacak ki, ama dünyada istediğim gibi yaşarım, bu dünyaya bir daha mı geleceğim, her türlü zevki tadıp günahı işleyeyim? Müslüman olduğum için cezamı çektikten sonra cennete gideceğim!.. - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru
Cezamı çekeyim cehennemde ne olacak ki, ama dünyada istediğim gibi yaşarım, bu dünyaya bir daha mı geleceğim, her türlü zevki tadıp günahı işleyeyim? Müslüman olduğum için cezamı çektikten sonra cennete gideceğim!..
Sorunun Detayı
Cezamı çekeyim cehennemde ne olacak ki, ama dünyada istediğim gibi yaşarım, bu dünyaya bir daha mı geleceğim, her türlü zevki tadıp günahı işleyeyim? Müslüman olduğum için cezamı çektikten sonra cennete gideceğim!..
Cevap

1. Allah'ın bir kimseyi bağışlaması, onun imanla kabre girmesi şartına bağlıdır. İmanla kabre girmeyenlerin affedilmesi asla söz konusu olmaz. İmanla kabre girme garantisi sürekli Allah'a kulluk edenler için bile söz konusu değilken, günah işleyerek bu garantiyi elde etmeye çabalamak için akıldan istifa etmek gerekir. Çünkü her günah içerisinde küfre gidecek bir yol var.

Hadiste belirtildiği üzere, her günah işlendiğinde sahibinin kalbi üzerinde siyah bir leke oluşur. Günahlardan meydana gelen bu lekeler kalbi siyahlandıra, siyahlandıra, artık iman nuruyla cilalanması mümkün olmayacak bir hal alacak ve Kur'an'da belirtildiği üzere, bu gibi insanlar kalplerinde oluşan kirden dolayı iman etme kabiliyetini yitirmiş olacaklardır.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Bir kul günah işlediği zaman kalbinde siyah bir leke meydana gelir. Eğer o kul günahı terkedip bağışlanmayı dilerse, bu leke kaybolur. Şayet tövbe etmez ve günah işlemeye devam ederse, o zaman bu siyah nokta büyüyerek onun bütün kalbini kaplar. İşte Allah Taâlâ'nın, 'Doğrusu şudur ki, yapıp ettikleri kalplerini kaplayıp karartmıştır.' (meâlindeki) âyetinde ifade ettiği kararma ve pas tutma budur." (Müslim, "İmân", 231; Tirmizî, "Tefsîr", 75).

2. Biz deneyci bir çağda yaşıyoruz. Cehennemde dayanacağını söyleyenler, bir ateşte yanma dayanıklılıklarını ölçsünler, bakalım ne kadar dayanabilecekler!

İlginç bir tevafuktur ki, şu anda bu satırların yazarının iki parmağı yanıktır. Bu sabah kahvaltıda tostla uğraşırken yanlışlıkla iki saniyelik ateşe temasları sonucu krem sürmemize rağmen acısını hala içimde hissediyorum. Sizi temin ederim ki, karşılığında bütün dünyayı bana verseler, kendi isteğimle yarım saat, hatta yirmi dakika, hatta on dakika, hatta beş dakika ateşe girmeye razı olmam, olamam da.

Buna dayanırım diyenler, cehennemi hayal bile edemeyenlerdir. İnsanda, az da olsa hazır bir lezzeti, ilerideki çok daha fazla bir lezzete tercih eden, ufacık hazır bir sıkıntıyı ilerideki ondan kat be kat fazla olan bir sıkıntıdan daha çok önemseyen kör duygular vardır. Duyguları aklına, nefsi ruhuna, kör hissiyatı uyanık vicdanına, alçak arzuları yüksek arzularına galebe çalan kimsenin gerçekleri olduğu gibi görmesi çok zordur. Böyle kimseler, kalplerinin derinliklerinde feryat eden imanlı şuurun iniltilerine rağmen, kör, sağır ve akıbeti görmeyen nefsin süflî / alçak arzuları doğrultusunda zevk almaya çalışıp sarhoşçasına bir gaflet sergileyebilirler.

İslam dininin emirlerini hafife alanlar -şayet inançlı kimseler ise- işin şakasındadırlar. On yaşındaki bir çocuk, şu yolda canavar, ejderha veya eşkıyanın olduğunu söylese -çocuğun yalan söyleme ihtimali yüksek olmasına rağmen- onu dinlemeyip o yolda yürüyen kimsenin korkuları, en az onun yemek iştahını kaçıracaktır. Acaba 124.000 peygamberin, yüz dört kitabın Allah'tan getirdikleri haberlere, uyarılara kulak asmayanları normal düşünceli kabul etmek mümkün mü?

Kaldı ki, vicdanı bozulmamış insanlar, Allah'a kulluğu yalnız cennet sevdası veya cehennem korkusuyla yapmazlar. Kendilerini yoktan var eden, bin-bir nimetlere gark eden yaratıcılarına karşı kulluk yapmayı bir şükran borcu olarak telakki ederler.

Bir kutsî hadiste Allah, bu noktaya dikkat çekmek için "Şayet cennet ve cehennemi yaratmasaydım, ben yine de ibadet ve itaat edilmeye layık bir İlah değil miydim?” diye buyurmuştur(İhya, 4/297-98)" diye buyurmuştur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah affeder diyip ibadet etmemek ne kadar doğru?

"Havf ve reca (korku ve ümit) arasında olmak" ne demektir?

Zevk nedir? Niçin verilmiştir?

Dünyanın geçici zevklerine aşk ile bağlanan bir kimse, sonuçta ne gibi durumlarla karşı karşıya kalır?

İnsan hürriyetini sınırlandırmak, insana bir sıkıntı ve azap değil midir?

Dünya sevgisi hakkında farklı değerlendirmeler yapılıyor. Bazıları dünya zevkinden başka bir şey düşünmezlerken, bazıları da dünyanın her türlü zevkine karşı çıkıyor, sadece ahiret için çalışmak gerektiğini söylüyorlar. Bu iki ucun bir orta noktası yok mu

İnsanın, kendi nefsine zulmetmesi ne demektir?

Yazar : Sorularla İslamiyet
Kategori : Dünya
Sayaç : 4873