İşlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanlar (Müslümanlar) hakkından ne düşünmeliyiz? Mesela baş örtüsü takmıyor ve diyor ki, "Ben öyle örtülerin içine falan giremem, fenalık geliyor." "Benim baş örtüsüne alerjim var." diyor... - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

İşlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanlar (Müslümanlar) hakkından ne düşünmeliyiz? Mesela baş örtüsü takmıyor ve diyor ki, "Ben öyle örtülerin içine falan giremem, fenalık geliyor." "Benim baş örtüsüne alerjim var." diyor...

Sorunun Detayı
İşlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanlar (Müslümanlar) hakkından ne düşünmeliyiz? Mesela baş örtüsü takmıyor ve diyor ki, "Ben öyle örtülerin içine falan giremem, fenalık geliyor." "Benim baş örtüsüne alerjim var." diyor...
Cevap

"Bazen söz veya hareket küfür olsa da sahibini kafir etmez." Çünkü, sarih ve açık küfür Allah'ı ve tüm iman esaslarını veya herhangi birisini kalben inkar, aklen bu inkarı kabul ve lisanen de ikrar dediğimiz, küfrünü açık ifade etme durumu olduğunda küfrüne hükmedilir. Yoksa bu sözü hüsnüzan ile tevil edip, başka maksatla söylediğine itikat getirmek gerekir.

Ehl-i sünnetin dışında kalan Mutezile mezhebi ve Haricilerin bir kısmı, "büyük günah işleyenlerin kafir olacağını veya imanla küfür ortasında kalacağını" söyler ve bunu şöyle izah etmeye çalışırlar:

"Büyük günahlardan birini işleyen bir mü'minin imanı gider. Çünkü Cenab-ı Hakk'a inanan ve cehennemi tasdik eden birinin büyük günah işlemesi mümkün değildir. Dünyada hapse düşme korkusuyla kendini kanun dışı yollardan koruyan birinin, ebedi bir cehennem azabını ve Cenab-ı Hakk'ın gadabını düşünmeyerek büyük günahları işlemesi, elbette onun imansızlığına delalet eder."

İlk bakışta doğru gibi görünen bu hüküm, insanın yaradılışını bilmeyen sakat bir düşüncenin mahsulüdür. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, bu sorunun cevabını Lem'alar adlı eserinde şu şekilde vermektedir:

"...Hem insanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı (el altında bulunan hazır bir lezzeti), ileride gayet büyük bir mükafata tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azab-ı müecceleden (sonradan gelecek, tehir edilmiş bir azaptan) ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor. Belki, inkar ediyorlar. Nefs dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlup oluyorlar."

"Şu halde; kebairi (büyük günahları) işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle, akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir."

Evet, Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi, insanın yaradılışında cennetin akıl almaz lezzetlerini çok ötelerde görmesi ve bu yüzden onları ikinci plana atıp, hemen eli altındaki günah lezzetlerine meyletmesi gibi bir özellik vardır. Çok acıktığı için kendisini en yakın lokantaya atan bir adamın, ısmarladığı iki porsiyonluk döner on -on beş dakika gecikeceği için, hemen eli altında bulunan kuru ekmeği kemirmeye başlaması ve midesinin yarısını onunla doldurması, bu sırdandır.

Yine Bediüzzaman'ın dediği gibi, insan bir ay sonra gireceği bir hücre hapsinden çok, hemen yemek üzere olduğu bir tokattan korkar. Yani bu hissiyata göre cehennem azabı, onun için çok uzaktır ve Allah da zaten affedicidir.

İşte insan, bu mülahazalarla 'imanlı olmasına rağmen, günahlara meyleder ve nefsinin de desteklemesiyle günahın içine düşebilir. Evet büyük günahları işlemek, imansızlıktan gelmez. Fakat o günahlar, tövbe ile hemen imha edilmezse, insanı imansızlığa götürebilir. Bu konuda yine Bediüzzaman'ı dinleyelim:

"Günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra, ta nur-u imanı (iman nurunu) çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre (Allah'ı inkara) gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil belki küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırıyor..."(Lem'alar, İkinci Lem'a) 

Demek ki büyük günah işleyen müminler kafir olmayacağı için onlara kafir damgasını vurmak veya onları aşağılayıcı sözler sarfetmek doğru değildir. Mümin elmas gibidir. Kirlenen elması hemen temizleyerek eski haline getirmeye gayret etmemiz gerekir. Yani günaha bulaşan bir mümini dışlama yerine ona destek olup bu günahından temizlenmesine yardımcı olmak gerekir.

Kafirlerin ise kafirlik özelliklerini sevmeyebiliriz. Ancak onlarda insan olması hasebiyle onları alaya almak doğru bir davranış değildir. Kafirin küfrünü sevmeyeceğiz; ancak insanlık yönünü sevmemiz gerekir.

Sayaç : 4294
Normal sitede gör