Dr. Soares isimli misyonerin kabul olan duaları nasıl açıklanabilir? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Dr. Soares isimli misyonerin kabul olan duaları nasıl açıklanabilir?

Sorunun Detayı
Dr. Soares isimli misyonerin kabul olan duaları nasıl açıklanabilir?
Cevap

Kur’an’da -açıkça- kâfirlerin duasının kabul olmayacağına dair iki ayet vardır. Mealleri şöyledir:

“Geçerli dua O’na yapılan duadır. Müşriklerin O’ndan başka yöneldikleri putlar ise, kendilerine hiçbir surette icabet edemezler. Onların durumu tıpkı, ağzına su ulaşsın diye iki elini önündeki kuyuya doğru uzatan adamın durumuna benzer. Oysa bu durumda su, hiçbir zaman ona ulaşamaz. İşte kâfirlerin duası öyle boşa gider.” (Rad, 13/14)

"(Cehennemin Bekçileri cehennemliklere hitaben:) Size peygamberleriniz açık açık deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevabını verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvarın, derler. Halbuki kâfirlerin duası/yalvarması boşunadır.” (Mumin, 40/50)

Birinci ayet hakkında iki yorum vardır:

1) Kâfirlerin yaptıkları dua, Allah’a değil, putlara yapılan yalvarıştır. Bu husus ayetin ifadesinde çok açıktır.

2) Bununla beraber, Dehhak’ın İbn Abbas’tan naklettiğine göre, “İşte kâfirlerin duası öyle boşa gider” mealindeki ifadede yer alan dua, Allah’a yapılan duadır. Ancak ilk yorum ayetin sibakına, gelişine daha uygundur. (bk. Zadu’l-Mesir, ilgili yer)

İbn Kesir de bu yorumu benimsemiştir. (ilgili yer)

İkinci ayette yer alan dua ise, ayetin zahirine göre ahirette olan bir duadır. (İbn Kesir, ilgili yer)

Bununla beraber bazı alimler, bu dua ile ilgili hüküm hem dünya hem ahiret için söz konusu olduğunu bildirmişlerdir. (bk. İbn Aşur, ilgili yer)

- Bu iki ayetin farklı yorumlarının sonucu şudur:

Kâfirlerin söz konusu dualarını, putlara ve ahirete tahsis edenlere göre, bu ayetlerden “kâfirlerin dünyada, Allah’a yaptıkları duanın kabul olmayacağı” hükmü çıkarılmaz.

Buna mukabil, ayetlerin “İşte kâfirlerin duası öyle boşa gider” mealindeki ifadelerini Allah’a ve  dünyaya da teşmil edenlere göre, bu ayetlerden “kâfirlerin dünyada, Allah’a  yaptıkları duanın kabul olmayacağı” hükmü çıkarılabilir.

- Bu konuda “kâfirlerin dünya hayatında Allah’a yaptıkları duanın” bazen kabul edildiğini gösteren ayetler de vardır.

İlgili iki ayetin meali şöyledir:

“De ki: “Gizli ve açık olarak 'Bizi bundan kurtarsan şükredenlerden olacağız.” diye O'na yalvardığınızda sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarabilir? (Enam, 6/63)

“Sizi karada olsun, denizde olsun gezdirip dolaştıran O’dur. Gemide olduğunuz zamanı düşünün: Gemiler, tatlı bir rüzgârla içindeki yolcuları alıp götürdüğü ve yolcular da bundan ötürü keyiflendikleri bir sırada, birden gemiye şiddetli bir fırtına gelir, dalgalar her taraftan onları sarar ve artık kendilerinin tamamen kuşatılıp bir daha kurtulamayacaklarını zannedince, bütün niyaz ve ibadetlerini yalnız Allah’a yapıp gönülden O’na yalvarırlar: “Yemin olsun ki, eğer bizi bu felaketten kurtarırsan, mutlaka şükreden kullarından olacağız!” derler. Allah onları kurtardığında ise, yine yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara girişiverirler.” (Yunus, 10/22-23)

Bu iki ayette kâfirlerin de bazen dualarının kabul edildiği açıkça ifade edilmiştir. Bu gibi ayetlerin ifadelerine dayanan alimlerin önemli bir kısmı, dünyada kafirlerin de dualarının bazen kabul ediliği görüşünü benimsemişlerdir. (bk. İbn Teymiye, Mecmuu’l-fetavi, 1/206; Alusi, 12/329-40/50. ayetin tefsiri)

- Kâfirlerin dualarının da bazen makbul olmasının hikmetlerinden bir kısmı şöyle açıklanabilir:

a) Mealleri verilen ayetlerde geçtiği üzere, kâfilerin sıkıntı hallerinde samimi olarak Allah’a yalvarmalarından sonra ondan kurtulmaları, Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kuvvetli bir kanıttır. Bunu kanıtlamak ilahi rahmet ve hikmetin bir tezahürüdür.

b) Allah’ın bir ismi “Mücibu daveti’l-Muddarrin”dir. Yani, sıkıntıda kalıp da yalvaranların duasını kabul eden..

Bu ismin tezahürü bütün yalvaranları içine almaktadır. Bu da Allah’ın kullarına gösterdiği inayetin bir tezahürüdür.

c) Mazlum olan kâfirlerin de duası makbul olur. Hadis-i şerifte “Kâfir de olsa, mazlumun dua/bedduasından çekinin, çünkü onun kabulünü engelleyen bir perde yoktur.” (İbn Hanbel, hno:12140)

Kâfir de olsa, mazlumun yanında yer almak, ona yardım etmek, duasını kabul etmek, ilahi adaletin ve merhametinin bir tezahürüdür.

Sayaç : 486
Normal sitede gör