İlk insanlar konuşabiliyor muydu; konuşuyorlarsa ne gibi bir dil kullanıyorlardı? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

İlk insanlar konuşabiliyor muydu; konuşuyorlarsa ne gibi bir dil kullanıyorlardı?

Sorunun Detayı
İlk insanlar konuşabiliyor muydu; konuşuyorlarsa ne gibi bir dil kullanıyorlardı?
Cevap

Gerek İslâm, gerekse Batı kaynaklarındaki bilgiler, Hz. Âdem'in konuştuğu dilin kıyamete kadar konuşulacak bütün dillere kaynaklık ettiği yönündedir. Allah (cc) Kur'an'da:

"Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: 'Haydi, davanızda sadıksanız, bana şunları isimleriyle haber verin.' dedi." (Bakara 2/31)

buyurmaktadır.

Elmalılı M. Hamdi YAZIR, bu âyetin tefsirini yaparken,

"Lisan hususunda bütün âdemoğullarının zamanımıza kadar vaki olan tenevvü (çeşitlenme) ve ilerlemelerin hepsi, esas itibariyle, Hz. Âdem'in yaratılış bakımından şereflendirildiği bu isimleri öğretme özelliğine borçludur... Kelâmla ilgili kuvvet, insana has ruhun mahiyetinde bir kısım teşkil etmiştir."1

demek suretiyle, kıyamete kadar konuşulacak dillerin temelinde Hz. Âdem'e öğretilen isimler olduğuna işaret etmektedir. Ebu Katade'den nakledilen bir hadiste:

"Allah, Âdem'e her şeyin ismini öğretmiştir ve Âdem her şeyi ismi ile adlandırıyordu. Her şey Âdem (as)'e toptan sunulmuştur."2

buyrulmaktadır. Bediüzzaman da buradaki "toptan" kelimesini şerhedebilecek bir açıklamayı Yirminci Söz'de şöyle yapar:

"Hz. Âdem'e icmalen talim olunan esmânın bütün meratibiyle tafsilen 'mazharı' Peygamberimiz Aleyhissalâtüvesselam'dır."

İnsanlar Hz. Âdem'den sonra yeryüzünün çeşitli bölgelerine dağılmıştır. Gerek coğrafî özellikler, gerek sosyal şartlar, gerekse insanların mizaçlarındaki farklılıklar, her sahada olduğu gibi dil sahasında da farklılaşmayı beraberinde getirmiştir. Şu an yeryüzünde konuşulan dillerin Hz. Âdem'e öğretilen isimlerden hareketle ortaya çıktığı söylenebilir.

Farklı dillerin ortaya çıkış sebebiyle ilgili olarak Tevrat'taki bir âyet Doğulu ve Batılı birçok dil bilimcisinin farklı yorumlar yapmasına sebep olmuştur. 

Bu konuda U. Eco'nun "Avrupa Kültürü'nde Kusursuz Dil Arayışları" isimli kitabında geniş bilgiler vardır.

Çok dilliliğin sebebi ne olursa olsun, gerçek olan, tarih boyunca olduğu gibi, günümüzde de aynı dili konuşanlar arasında bile kelimelerin; duygu, düşünce ve kavram bakımından farklı çağrışımlar yapmasıdır. Konuşmaların anlamı çok defa söz konusu kelimenin anlamca çok çok uzağına düşer. Dilin tanımında da belirttiğimiz gibi söz sadece bir vasıtadır.

Onun anlatmaya çalıştığı, asıl kaynaktır. "Yani dilin göstergesi sözcükler değil varlıkların kendileridir."3 Dolayısıyla kelimelerin bizdeki anlamı; tecrübelerimizde ve bizde yaptığı çağrışımlardadır. İstiklâl Marşı'nın anlamı kelimelerde değil kelimelerin karşılığı olan dünyadadır. Mehmet KAPLAN bu konuya şöyle yaklaşır:

"Kelimeler hakikatin ta kendisi değildir. Biz güçlü bir refleksle kelimenin, eşyaya tıpatıp tekabül ettiğini sanır ve aldanırız. Dile inanan adam daima aldanır. Çünkü hakikat dilde değil, dilin delalet ettiği varlıktadır."4

Dipnotlar:

1. M. H. YAZIR, Hak Dini Kur'an Dili, I/267
2. İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an Tefsiri, II/279
3. Umberto Eco, Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı, s.28
4. Mehmet KAPLAN, Kültür ve Dil, s. 16

İlave bilgi için tıklayınız:

- Hz.Âdem ile Hz. Havva annemiz hangi dili konuşmuşlardır? Cennette hangi dil konuşulacaktır?

Sayaç : 11116
Normal sitede gör