Neden bol ve tükenmez nimetler verilmemiştir? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Neden bol ve tükenmez nimetler verilmemiştir?

Sorunun Detayı
Neden bol ve tükenmez nimetler verilmemiştir?
Cevap

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Eğer Allah, kullarına (eşit bir şekilde) bol bol rızık verseydi, yeryüzünde muhakkak ki taşkınlık ederler, azarlardı. Fakat O, ne miktar dilerse, (rızkı o kadar) indirir. Şüphe yok ki O, kullarının her (halinden) hakkıyla haberdardır, (her şeyi) kemaliyle görendir.” (Şura, 42/27)

Cevap 1:

Genellikle zihinleri meşgul eden ve akıl yahut tecrübe ile sağlıklı bir sonuca ulaşılamayan bir konuda, dünya hayatındaki imkanların kullar arasında hangi ölçüye göre paylaştırıldığı hususunda önemli bir gerçeğe değinilmektedir. Böylece önceki ayette geçen Allah Teâlâ'nın iman edip iyi işler yapanlara kendi lütfundan fazlasını vermesine ilişkin ifadenin doğru anlaşılmasına ışık tutulmaktadır.

Ayeti -özetle- şöyle yorumlamak mümkündür:

Şayet Allah dünya hayatında herkese zeka, sağlık, yetenek, servet gibi nimetleri bol ve eşit biçimde vermiş olsa, dirlik düzenlikten söz edilemez, insanoğlu kendini geliştirme kaygısı taşımaz, düzenli bir çalışma hayatı, imkanların paylaştırılması için bir denge ve sistem arayışı (meselâ bir iktisat ilmi) olmaz, kısaca medeniyetler kurulamaz, dünyayı bir kaos sarardı.

İyi ve kötü kriterine göre rızık verilmesi halinde ise insanın yaratılış amacı, hayatın ve ölümün var ediliş sebebi olan sınav ortamı teşekkül etmez, dünya hayatı anlamını yitirirdi.

Ayet bu hususlara işaret yoluyla delalet etmekle beraber, imkanların dağıtımında ölçünün ne olduğu sorusunu açık biçimde cevaplamaktadır:

Kullarının durumunu çok iyi bilen ve gören Yüce Allah rızkı kendi dilediği ölçüye göre vermektedir. Kul planında bu ölçüyü idrak mümkün değildir; ama kulun görevi, dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak imkânları elde etmek için elinden gelen bütün çabayı harcamak ve verilenleri en iyi biçimde değerlendirmekle yükümlü olduğu bilincini daima korumaktır.

Cevap 2:

Bu ayetle, çok önemli bir noktaya parmak basılmaktadır; öyle ki ilim adamlarına ışık tutulmakta, temel bilgi verilmektedir.

Allah, ezelde hazırladığı plana göre, insan sayısı önceden belirlenmiş ve dünyanın ömrü takdir edilip rızık kaynakları ona göre ayarlanmıştır.

Sonsuz, sınırsız tükenmez kaynaklar var kılınmamıştır. Zira dünyanın ömrü sonsuz ve sınırsız değildir.

Aynı zamanda bunun dikkate değer iki hikmeti söz konusudur:

Birincisi, ihtiyaç fazlası nimetin azgınlık, savurganlık ve ahlaksızlığa yol açmasıdır.

İkincisi, çalışma, didinme ve rekabet azminin ortadan kalkması, hayatın canlılığını bir bakıma yitirmesidir.

Kuran bütün bu sakıncalı sonuçları “bağıy” kavramıyla özetlemekte ve konu üzerinde iyice düşünmemizi ilham etmektedir.

Bağıy: Azgınlık, ahlaksızlık, haksızlık, haddini bilmezlik, meşru sınırlan aşmak, zulmetmek, gibi manalara delâlet eder. Şüphesiz, azgınlık düzensizlik doğurur. Ahlâksızlık fitne ve bozgunculuğa neden olur. Haksızlık, güvensizlik ve huzursuzluğa yol açar; güçlü güçsüzü ezip dengesizlik ve düzensizliği doğurur. Aşırılık, sınırsız hürriyet arzusuna sebep olur ve böylece hürriyetlere saldırmak revaç bulur.

O nedenle insanı yaratan Allah, onun hangi ortamda neler yapacağını çok iyi bildiğinden, hayat planını ona göre hazırlamıştır.

Denizlerdeki nimetler de dahil, bütün kaynaklar sınırlıdır. İnsanlar yaşayabilmek için hem bu kaynaklan işlemek ve işletmek, hem de bilerek ölçülü şekilde kullanmak zorundadır.

Böylece “Neden bol ve tükenmez nimetler verilmemiştir?” sorusu cevaplanmış oluyor.

Başka ülkelerin kaynaklarını sömürüp ekonomik yönden çok güçlü duruma gelen Batılı bazı devletlerde azgınlık ve ahlaksızlık her geçen gün artmakta, maddî refah genç kuşakları tatmin edememektedir. Bu sebeple intihar olayları artmakta, homoseksüeller çoğalmakta, uyuşturucu iptilası yaygınlaşmakta, aile yuvası ciddi sarsıntılara maruz kalmaktadır. O kadar ki devlet lûtiliği yasallaştırmakta ve ahlâksızlığın önünde dize gelmektedir.

Sayaç : 88
Normal sitede gör