Estetik yaptırmanın caiz olduğu yerler var mıdır? Zaruret yoksa vücuttaki benleri aldırabilir miyiz? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Estetik yaptırmanın caiz olduğu yerler var mıdır? Zaruret yoksa vücuttaki benleri aldırabilir miyiz?

Sorunun Detayı
Estetik yaptırmanın caiz olduğu yerler var mıdır? Zaruret yoksa vücuttaki benleri aldırabilir miyiz?
Cevap

“Bugün estetik veya güzelleştirme ameliyatı” olarak bilinen operasyonlarla, vücut üzerinde yapılan değiştirmeler daha çok burun, çene, göğüs ve yüzü hedef alır. Bu, ruh ve ahlâk güzelliğinden ziyade, şekil ve görünüşe önem veren maddeci anlayışın teşvik ettiği bir musibettir.

Esas olarak, aklıselîm sahibi bir insan, Allah’ın kendisine ihsan ettiği vücut elbisesine razı olur. Çünkü organların yerli yerinde yaratılmış olması, en uygun bir şekilde vücuda yerleştirilmesi insanın şükretmesine kâfidir. İnsan hiçbir emek harcamadan, hiçbir masraf yapmadan kendisinde mevcut olan güzellik ve özelliklerle yetinmeli, yaratılışı değiştirecek şekilde daha da “cazipleştirme” düşüncesiyle vücudunu sun’î bir biçime sokmaya yeltenmemelidir.

Meseleye dinî açıdan bakıldığında üç husus karşımıza çıkmaktadır:

Birincisi, bu işlem şeytânî bir vesveseden kaynaklanmaktadır. Nitekim şeytan Hz. Âdem (as)’e secde etmeyip Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılınca şöyle demeye başladı:

“Onlara muhakkak emredeceğim de allah’ın yarattıklarını değiştirecekler... Kim Allah’ı bırakarak şeytanı dost edinirse, şüphesiz, açıktan açığa büyük bir ziyana düşmüş demektir.” (Nisâ, 4/119)

İslâm'dan önceki Araplar şeytanın bu vesvesesine kulak vererek, ciltlerini maviye boyarlar, putları adına çocuklarının başında bir miktar saç bırakırlardı.

Peygamber Efendimiz (asm), birtakım işlemlerle vücutta değişikliklere yönelik hareketleri tasvip etmemiştir. Buharî ve Müslim’de rivayet edilen hadislerde, güzellik için vücuda dövme yapanın, yaptıranın, dişlerini yontarak inceltip seyrekleştirenlerin, kaşının kıllarını yolarak inceltenlerin, peruk takanların, Allah’ın yarattığını değiştirenlerin İlâhî rahmetten uzak oldukları haber verilmektedir. (Müslim, Libas: 119-120; Buhârî, Libas: 82, 85)

Gerek bu işlemleri yapan ve yaptıranlar, gerekse bugünkü şekliyle yüz ve diğer organlarda estetik ameliyata başvuranlar, Allah tarafından kendilerine verilen şekil ve güzelliği kabul etmeyerek kadere itiraz etmekte ve ilâhî sanatı beğenmemektedir. İşte, hiçbir mazeret ve ciddî-sıhhî bir sebep yokken, sırf güzellik düşüncesiyle estetik ameliyatı yaptırmak meşru görülmemektedir.

Meşru görülmemesine sebep olan ikinci husus, bedene eziyet verip, azap ve ıztıraba sokmaktır. Eskiden olduğu gibi dövme yaptıranlar, dişlerini inceltip seyrekleştirenler; şimdilerde de estetik ameliyat yaptıranlar vücutlarını eziyet ve tehlikeye sokmakta, Allah tarafından kendilerine emanet olarak verilen bedene eziyet etmektedir. Ameliyatta bıçağın altına yatan, narkoz verilerek uyuşturulan insan büyük ölçüde tehlikeyle yüz yüze gelmektedir. Halbuki Cenab-ı Hak

“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara, 2/195)

buyurarak bu nevi işleri yasaklamaktadır.

Üçüncü husus da, bu ameliyat çok pahalıya yapıldığından, büyük bir israfa yol açmasıdır. Üstelik bu israf hakikat ve öz için değil, görünüş ve şekil için yapılmıştır. Bugün birçok insan müzmin hastalıklardan kurtulmak için para temin edip ameliyat olamazken, sırf vücudu güzelleştirmek için estetik ameliyat olanlar milyonlarca para dökmektedir. İsraf da haramdır.

Ancak, meşru ve mâkul bir mazeret varsa mesele farklılık arz eder. Mesela, doğuma dayalı olarak “tavşan dudak” denilen yarık dudaklı doğanlar veya benzeri bedenî bir kusuru olanlar istisna grubuna girmektedir. Yangın, trafik kazası veya benzeri bir kaza sonunda bedeninde bir kusur olanlar da aynı şekilde mütalâa edilmektedir. Yani böyle bir kusuru olan kimse, toplum içinde psikolojik bir sıkıntı çekiyor, aşağılık duygusuna kapılıyor, şahsiyeti rencide oluyor; bu hali kendisini hakir ve çirkin gösteriyorsa; böyle bir ârızanın giderilmesi bir çeşit tedavi mahiyetini taşır. (Umdetü’l-Karî, 22: 63; el-Kardâvî, İslâmda Helâl ve Haram, s. 103) Dolayısıyla bu ameliyatta bir mahzur yoktur. Çünkü Allah dinde bizim için bir zorluk kılmamıştır.

Yukarıda mealini verdiğimiz hadisteki “güzellik için” kaydı meseleye açıklık getirmektedir. Yani estetik ameliyat ve vücuttaki değişiklikler, önemli bir kusur ve arızayı gidermek niyeti ile değil de, güzelleşme kasdıyla yapılırsa haram olur; bir zararı ve çirkinliği gidermek niyetiyle normal hale getirmek için yapılırsa caiz olur.

* * *

Not: Konuyla ilgili "Din İşleri Yüksek Kurulu"nun  "Estetik Ameliyat" konusundaki açıklamaları şöyledir:

İslâm dini, insana özel bir yer vermiş, yaratılış gayesinden başlayarak insanın, dünya hayatından ölüm ve ötesine, bireysel yaşayışından sosyal etkinliklerine, ruh ve duygu aleminden beden ve şekline kadar hayatının her safhasıyla ilgilenmiştir. Kur'an-ı Kerim'de insanın yeryüzünde halife olmak üzere (Bakara, 2/30) en güzel bir biçimde, ölçülü ve dengeli bir şekilde yaratıldığı (Tîn, 95/4), çeşitli nimetler, imkânlar ve güzelliklerle donatıldığı (Beled, 90/4,8-10; Mülk, 67/23; Nahl, 16/8, 12; Hac, 22/65; Lokman, 31/20) bildirilmiştir.

İnsanı en güzel bir şekilde yaratan Yüce Allah, onun makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmesine, güzel görünmesine ve güzelliklerini korumasına izin vermiştir. Kur'an-ı Kerim'de, iyi ve güzel şeylerin helal, kötü ve çirkin şeylerin ise haram olduğu bildirilmektedir (Mâide, 5/4-5). Bir âyette,

"De ki: 'Allah'ın, kulları için yarattığı zîyneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?' De ki: 'Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.'"(A'râf 7/32)

buyurulmaktadır. Hz. Peygamber (asm), güzel giyinme hakkında kendisine yöneltilen bir soruya,

 "Allâh güzeldir, güzelliği sever." (Müslim, İman, 41)

şeklinde cevap vermiş , kendisi de hayatında daima temiz ve düzenli olmuş, sade ve güzel giyinmeyi, güzel koku sürünmeyi teşvik etmiştir.

Buna karşılık İslâm'da, insanın doğuştan getirdiği özellik ve şeklinin değiştirilmesi ve bu amaçla yapılacak her türlü estetik ve tıbbî müdahale hoş karşılanmamış; fıtratı bozmayı hedef alan müdahaleler olarak kabul edilmiştir. Fıtratı bozmayı, yaratılışı değiştirmeyi hedef alan tasarruf ve müdahaleler ise, yasaklanmıştır (Nisa 4/119).

Estetik ameliyatları genel olarak, ya dikkat çekmek, daha güzel görünmek ya da tedavî amacına yönelik olmaktadır. Dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslâm dininde, "fıtratı bozma" kabul edilerek yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (asm), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri yontarak seyrekleştirmek gibi ameliyeleri, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libas, 33).

Buna karşılık vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek, bir anormallik veya fazlalık bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemidir. Tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelere ise dinimizde izin verilmiştir. Nitekim Arfece adlı sahabî, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, altından bir burun yaptırılmasına Hz. Peygamber (asm) müsaade etmiştir (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31).

Buna göre hastalık sebebiyle saçları dökülenler, kaza sonucu burun, kulak, göz gibi organlarını kaybedenler veya vücudunda doğuştan ya da sonradan meydana gelen şekil bozuklukları bulunanların estetik ameliyat yaptırmaları bir tür tedavi olup, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilemez.

Yukarıda zikredilen açıklamalar ışığında; estetik ameliyatın; 

a) Salim fıtratı bozmak kastı olmamak,
b) Yapılmasında bir yarar veya yapılmamasında mevcut bir zarar bulunmak,
c) Hile, aldatma veya karşı cinse benzeme kastı bulunmamak,
d) Hukukî karışıklığa ve yanlış anlamaya yol açmamak,


kaydıyla, bir tür tedavî olarak yaptırılmasında sakınca olmadığına karar verildi.

Sayaç : 28886
Normal sitede gör