"Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez." sözünü açabilir misiniz? Bu söz nefsine uyarak günahında devam eden kimsenin bağışlanmayacağı anlamına mı geliyor? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

"Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez." sözünü açabilir misiniz? Bu söz nefsine uyarak günahında devam eden kimsenin bağışlanmayacağı anlamına mı geliyor?

Sorunun Detayı
"Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez." sözünü açabilir misiniz? Bu söz nefsine uyarak günahında devam eden kimsenin bağışlanmayacağı anlamına mı geliyor?
Cevap

Hayır, bu söz bu anlama gelmez çünkü günah işleyen kimseye tövbe kapısı açıktır. Bu daha çok gerçeği bildiği hâlde ısrarla İslam'ın emirlerine muhalefet eden kimseler için söylenmiştir. Bu kişiler uyarıldığı halde, İslam'a zıt olan davranışlarının akıbetinin zarar olduğunu bildikleri halde bu fiillere girmişlerdir. Bundan dolayı bunlara acınmaz. Çünkü kendi rızasıyla, bilerek, şuurlu bir şekilde bunu istemiştir.

Bunun cezasını dünyada ve ahirette çeker. Allah'ın affedip etmemesi ayrı bir konudur. Dilerse dilediği kadar günahına ceza verir, dilerse bağışlar.

Diğer taraftan,Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez” ifadesi, hukuku, adaleti ve cezayı tatbik edecek şahsı, müesseseyi ve hükmü vereni ilgilendiren bir kaidedir.

İşte zarara iradesiyle bilerek girene; neticesi itibariyle cezayı tatbik etmekle kanun ve adalet adına acınmaz ve şefkat edilmez. Zira Allah’ın ihsanından fazla ihsan, rahmetinden fazla rahmet edilmez.

Yoksa günahlara, sefahate, isyana ve dalalete girmiş insanlara acımak, şefkat etmek ve hikmet dairesinde kurtulmalarına çalışmak dinimizin ve insanlığın icabıdır.

Öyle ise; insanlar arasında hakkın, hukukun ve adaletin muhafazası için; cezalar ve müeyyideler uygulanırken, şefkat etmek ve acımakla, Allah’ın takdir karşı gemek gibi bir anlama gelebilir.

Demek ki ilgili kural, zararlı insanların, akıbeti konusunda tatbik olunacak ceza ve müeyyideler içindir. Yoksa vazifelilerin dışında diğer insanlar, onların maruz kaldığı akıbetleri hususunda üzülürler, acırlar, hatta ahiretleri hususunda dua bile edebilirler. Çünkü dinimiz rahmet, şefkat ve uyum dinidir.

Ayrıca ehli küfrün ve isyanın; cehennemle cezalandırılmalarındaki, Allah’ın takdirini ve müeyyidesini tenkit makamında şefkati öne sürmek de asla doğru değildir ve böyle bir düşünce kişiyi sorumlu eder.

Soruda geçen kurala benzer bir manayı ihtiva eden hadislerden biri de Hz.Ömer (ra)’den mevkuf olarak rivayet edilen şu hadistir:

“Kim kendini ithama açık bir konuma soktuğu için, başkaları tarafından ithama maruz kalırsa, kendinden başkasını kınamasın.”(Kenzu’l-Ummal, h. no: 8815).

“Onlar ki âhirette bize kavuşmayı ummaz ve sadece dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulur ve onlar ki Bizim tek İlah olduğumuzun delillerinden ve gönderdiğimiz Kur’ân âyetlerinden gaflet etmeyi sürdürür, işte bunların, irtikâb ettikleri şirk ve isyan sebebiyle varacakları yer cehennemdir.”(Yunus,10/6-7)

mealindeki âyetlerden de bu manayı anlamak gerekir. Yani bu gibi isyankâr müşrikler, acınma liyakatını kaybetmişlerdir.

Yüce Allah, insanı sevap ve günah işleyebilecek bir özellikte yaratmıştır. Yapılan kötülüklerden, işlenen günah ve kabahatten kurtulma, manevî kirlerden arınma yolu tövbedir. Tövbe ile insan, yapmış olduğu günah ve kusurlardan kurtulur ve o günahı hiç işlememiş gibi tertemiz olur. Her insanın tövbeye ihtiyacı olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Tövbe, günahın hemen peşinden olabileceği gibi, ölüm döşeğine düşüp, ölüm emarelerinin belirmesi öncesine kadar devam eden bir zaman içinde yapılabilir. İnsanın eceli belli olmadığı için, bir an önce tövbe etmelidir.

Tövbe etmek için, insanın bir aracıya ihtiyacı olmadığı gibi, belirli zaman ve mekânda tövbe eylemini gerçekleştirmek gibi, bir zorunluluk da yoktur.

Gerçek bir tövbe için; kişi geçmişe pişmanlık duymalı, gelecekte aynı hatayı işlememe kararı ile birlikte, yaşadığı ortamda günahı terk etmelidir. Kul haklarının sahibine iade edilmesi tövbenin en önemli rüknüdür.

Yapılan tövbe sonucu, günahlardan temizlenip temizlenilmediği kuşkusu yersiz olup, Allah her türlü günah işleyeni temizlemek için tövbe kapısını açık bulundurmaktadır. İnsanların dikkatli olması gereken husus; tövbenin sahih olarak ortaya konulup konulmadığıdır.

Cenab-ı Hak isterse bütün günahkârları affedebilir. Bunun yeri, zamanı ve şahsı; Allah’ın şefkatine ve merhametine bir sınır getirmez.

Sayaç : 10164
Normal sitede gör