Usül, fürû, ve efal-i mükellefin, müstehap, sünnet, helal-haram, mekruh, tahrimen mekruh,.. kavramlarını açıklar mısınız? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Usül, fürû, ve efal-i mükellefin, müstehap, sünnet, helal-haram, mekruh, tahrimen mekruh,.. kavramlarını açıklar mısınız?

Sorunun Detayı
Usül, fürû, ve efal-i mükellefin, müstehap, sünnet, helal-haram, mekruh, tahrimen mekruh,.. kavramlarını açıklar mısınız?
Cevap

Usûl ve Fürû':

a. Fıkıh ilminde usûl; baba ve dedeler, ana ve nineler; fürû', çocuklar ve torunlar. "Usûl ve furû'a ve zevceye (hanıma) zekât verilmez." (Mehmed Zihni)

b. Usûl, îmân bilgileri; fürû; fıkıh bilgileri.

Usûl-i Din:  Kalb ile inanılması lâzım olan bilgiler, îmân ve îtikâd bilgileri.

Allah Teâlâ'nın gösterdiği emirlere ve kulluk vazîfelerine İslâmiyet denir. İslâmiyet, iki kısımdır: Birincisi, usûl-i dîn, ikincisi, Furû'-i dîn, yâni beden ve kalb ile yapılacak ibâdetler ve işlerdir. Halk için, yâni tahsîli olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi ve yapması gereken îmân, fıkıh (ibâdet, iş) ve ahlâk bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan kitaplara ilm-i hâl kitabları denir. Dînini bilen ve seven ve kayıran kıymetli zâtların ilm-i hâl kitablarını alıp, çoluk-çocuğuna öğretmek her Müslümanın birinci vazîfesidir. (Seyyid Abdülhakîm)

Usûl-i Fıkıh: Fıkıh (ibâdet ve amel) bilgilerinin âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden nasıl çıkarıldığını öğreten ilim.

Usûl-i Kelâm: Îmân bilgilerinin âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden nasıl çıkarıldığını öğreten ilim.

Fürû, dallar, kısımlar, ikinci derecede önemli şeyler, ayrıntılar, teferruatlar. Furû'un tekili olan fer' kelimesi "asl' kelimesinin zıddı olup "kendisinden başka bir şeye bina edilen herhangi bir şey" diye tarif edilir (es-Seyyid eş-Şerif el-Cürcânî, et-Ta'rîfât, İstanbul 1283, s.111).

Bu kelime çeşitli ilimlerde kullanılır. Fakat daha çok fıkıh ve fıkıh usûlü ilminde kullanılan bir terimdir. Çünkü fıkıh ilmi her şeyden önce "usûl" ve "fürû" diye ikiye ayrılır. Fıkıh usulü, fıkıh ilminin köklerini (kaynaklarını) veya dayandığı delilleri konu olarak ele alan ve bu deliller vasıtasıyla hüküm çıkarma metodlarını anlatan bir ilimdir.

Böylelikle "fürû'", tanımını verdiğimiz usûl-i fıkıh üzerine bina edilen ve fıkhın bölümlerinden birine isim olarak verilen bir terimdir. Fıkıh usûlünde konulan metodlar çerçevesinde ayetlerden ve hadislerden çıkarılarak tesbit edilmiş hükümler furû' fıkhın konusunu oluşturur. Bu sebeple fıkıh ilmini meydana getiren usûl, furû' ve kaideler birbirine sıkıca bağlı olduklarından, ayrı ayrı düşünülmesi gerekir.

Fıkıh usûlüne dair birçok eser yazılmıştır. Fakat bunlar usûl kitaplarından daha çok fürû' konularını içeren eserlerdir. Bu gibi fürû'a dair fıkıh kitapları genellikle temizlik bölümüyle başlar; bunları ibâdet yani namaz, oruç, hac ve zekât konuları izler. İbâdet bölümlerinden sonra "muâmelât" dediğimiz kısımlar gelir. Muâmelât konuları ise, genellikle, alışverişler, kefâlet, havâle, muhakeme usulleri, şahitlik, miras hukuku... gibi konulardır. Bu ve bunun gibi konular, Kur'an 've hadisten çıkarılan hükümler ve âlimlerin kendi görüşleri ile birlikte, en ince noktalara kadar inilerek, meseleler anlatılmış ve ortaya konulmuştur. Meselâ es-Serahsî'nin (544/ 1149), Mebsut'u; el-Kâsânî'nin (587/1191) el-Bedâyiü's-Sanâyi; İmam Şâfiî'nin (204/819) El-Ümm'ü, fürû'a dair fıkıh kitaplarından birkaç örnektir.

Furû'nun diğer bir anlamı da; kişinin anne ve babası, bunların anne ve babaları... sonuna kadar usûlü; buna karşılık, çocukları, çocuklarının çocukları ...sonuna kadar da furû'udur.

Kişi fürû'una zekât veremez. Zira bunlara bakmakla yükümlüdür. Mirasından da belli hisselere sahiptirler. Bir kadı (yargıç) kendi fürû'nun davasına bakamaz.

Usûl Bilgileri:

İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe ile İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed'in kavillerini (ictihâdlarını, re'ylerini, sözlerini) içerisinde bulunduran El-Mebsût, Ez-Ziyâdât, El-Câmi-us-Sagîr, Es-Siyer-us-Sagîr, El-Câmi-ül-Kebîr, Es-Siyer-ül-Kebîr kitaplarındaki fıkıh (din) bilgileri. Bu altı kitabı İmâm-ı Muhammed yazmıştır.Bu kitapları İmâm-ı Muhammed'den güvenilir kimseler bildirdiği için, bunlara zâhir haberler denmiştir. Usûl bilgilerini (haberlerini) ilk toplayan Hakîm Şehîd'dir. Bunun "Kâfî" kitabı meşhurdur. (İbn-i Âbidîn)

Hanefî mezhebindeki bilgiler üç ana kısımda toplanır: Birincisi, usûl bilgileri, ikincisi, nevâdir haberler: Bunlar da İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe, İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed'den gelen haberlerdir. Fakat bu haberler, o altı kitabda bulunmayıp, ya İmâm-ı Muhammed'in El-Kisâniyyât, El-Hârûniyyât, El-Cürcâniyyât, Er-Rükiyyât adındaki başka kitabları ile bildirilmiştir. Bu dört kitab, yukarıdaki altı kitab gibi açıkça ve sağlam gelmediğinden, bu haberlere zâhir olmayan haberler de denir. Yâhut başkalarının kitabları ile bildirilmişlerdir. Meselâ İmâm-ı Azâm'ın talebesinden Hasan bin Ziyâd'ın "Muharrer" adındaki kitâbı ve İmâm-ı Ebû Yûsuf'un "Emâlî" adındaki kitâbı ile bildirilmiştir. Üçüncüsü, Vâkıât haberleri: Üç imâmdan bildirilmiş olmayıp, bunların talebelerinin ve talebesi talebelerinin ictihâd ettikleri mes'eleler (bilgiler)dir. Böyle haberleri ilk toplayan Ebü'l-Leys Semerkandî olup, bu hususta "Nevâzîl" kitabını yazmıştır. (İbn-i Âbidîn)

İlave bilgi için tıklayınız:

EF'ÂL-İ MÜKELLEFİN (Yükümlülük sahibi olanların yaptıkları işler, fiiller)...

Sayaç : 14134
Normal sitede gör