Kadınların kendi aralarında, tasarruf ve dayanışma / yardımlaşma amaçlı altın günü, döviz veya paralı gün düzenlemeleri caiz midir? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru

Kadınların kendi aralarında, tasarruf ve dayanışma / yardımlaşma amaçlı altın günü, döviz veya paralı gün düzenlemeleri caiz midir?

Sorunun Detayı
Kadınların kendi aralarında, tasarruf ve dayanışma / yardımlaşma amaçlı altın günü, döviz veya paralı gün düzenlemeleri caiz midir?
Cevap

Bazı semt hanımları komşularla birlikte altın veya döviz günü ilan ediyorlar. Bazen haftanın, bazen de ayın belli gününde sözleştikleri komşuya misafir oluyor, komşuluk ve dostluklarını pekiştiriyorlar. Bu arada misafir oldukları eve de birer altın hediye ediyorlar.

Bazıları bunun caiz olmayacağını söylemişse de bizim tespitlerimize göre bunda caiz olmayacak taraf yoktur. Çünkü kimse mağdur olmuyor. Herkes sırası gelince verdiği altını aynen geri alıyor. On kişilerse on defa altını götürüyor, ama on kişi bir defa kendisine geliyor, onunu birden veriyor. Böylece bir mağduriyet ve mahrumiyet söz konusu olmuyor.

Bu gibi hanım toplantılarında şunlar düşünülebilir:

Hanımlar anlayacakları dilde yazılmış faydalı bir (aile) kitabını da okumayı adet edinseler. Toplantı aynı zamanda bir de ilmî değer ifade eden kültür faaliyeti haline gelme güzelliği de kazansa. Böylece altın günü aynı zamanda kültür gününe de dönüşmüş olsa. Hatta altın günleri tamamlanınca bir kitabın okunması da tamamlansa da, altınla birlikte altın değerinde aile bilgisi, din kültürü de kazanılmış olsa.

Bir diğer husus da, bu toplantılarda israflı sofralar kurarak kötü örnek olunmasa, aksine mütevazı ikramlarda bulunularak çevreye aile bütçesini zorlamayan iktisat örnekleri verilse; sofranın güzelliği, israfında değil iktisadında olduğu anlatılmış olunsa. Zira israflı örnek olmak, başkalarının da israflı olması mesajını vermektir. Bu da güzel bir örneklik değildir. İsrafta sünnete zıtlık var, nimete de şükürsüzlük söz konusudur. İsraflı sofralar hazırlayarak kötü örneklik edenler, çevrelerindeki tek çeşitli sofrayı kuramayanların sızlanışlarına da duyarsız kalıyorlar demektir ki, kimse bu duyarsızlık ithamına maruz kalmak istemez herhalde.

Hele bir de Zekeriyya sofrası kuruyorlar ki, tam kırk çeşitten oluşuyor. Böylesine israflı bir sofrayı bir peygambere isnat etmek de ayrı bir vebal olmalıdır. Zekeriyya aleyhisselam herhalde böylesine çok çeşitli sofradan Allah’a sığınır, bunu kendisine bir iftira kabul eder.

Öyle ise, gerek altın günü toplantılarında gerekse diğer misafirliklerde artık israf örneği vermekten ciddi şekilde kaçınmalı, az çeşitli ikram sünnetini tekrar hayata geçirme bilincini göstermiş olmalıdır, kültür düzeyini yükseltmiş hanımefendiler.

Ne yazık ki israflı hayata kötü şekilde alıştığımızdan, iktisatlı hayatı yokluk ve mahrumiyet işareti sanıyor, bunalımlara dahi girebiliyoruz.

İsraflı bir hayatın iflaslı sonuna dair yaşanmış bir vak’a:

Arap şairlerinden Herme, bonkörlüğüyle övünen bir şairdi.

Bir ara Şam’a gelen bir grup dostu şairi evinde bulamayınca kapıda oynayan kızına takılmışlar:

"Baban söylediği şiirlerinde cömertliğiyle övünüp duruyor. Haydi bize bir kuzu kesin de yiyelim." demişler. Kızcağız:

"Kuzumuz yok ki!.." demiş.

"Öyle ise bir tavuk kesin." demişler. Kızcağız:

"Tavuğumuz da kalmadı." deyince:

"Öyle ise bir yumurta pişirin." demişler. Kızcağız:

"Tavuk olmayınca yumurta nereden olacak?.." karşılığını vermesi üzerine, misafirler takılmayı sürdürmüşler:

"O halde baban bir daha cömertliğiyle övünen şiirler söylemesin!.." demişler.

Kızcağızın cevabı şöyle olmuş:

"Babamın öylesine israfçılığı değil mi ki şimdi bir yumurta dahi ikram edemez hale getirdi bizi!.." 

Ve kızcağız ilave etmiş:

"Keşke öyle gösterişli sofralar kurdurup herkese bir koyun kesmeseydi de, şimdi bir yumurta dahi ikram edemez duruma düşürmeseydi bizi."

Sayaç : 6604
Normal sitede gör